Ankara Diyetisyen

Diyetisyen Füsun Bilgin Çakmak – Çankaya Diyetisyen – Ankara Diyetisyen

Diyetisyen Füsun Bilgin Çakmak / Çankaya Diyetisyen / Ankara Diyetisyen

Diyetisyen Füsun Bilgin Adres: Mustafa Kemal Mah.  Dumlupınar Blv.  Mahall Ankara, 274/2  C2 Blok,  No:170,  06510 Söğütözü/ANKARA, Türkiye

Diyetisyen Füsun Bilgin Telefon: +90 312 4188878  Numarayı Tıklayarak Arama Yapabilirsiniz

Diyetisyen Füsun Bilgin E-Posta Adresi: info@fusunbilgin.com.tr

Ankara Diyetisyen

NEDEN KİLO ALIRIZ

Çağımızda hemen hemen herkesin kilo ile ilgili sorunları var ve günde birçok insan Ankara diyetisyenlere her gün onlarca yüzlerce soru yöneltiyor. Herkesin elinde internet gibi her konuyu araştırabilecek, her besinin ve markanın özelliklerini öğrenebilecek bir araç varken, sürekli sağlık ve beslenme ile ilgili yazılı ve görsel yayınlar git gide artarken, Teknoloji hızla ilerleyip, besinler daha hijyenik ortamlarda el değmeden ambalajlanırken.
Neden Kilo Alınır
Şişmanlığa ve hatalı beslenmeye bağlı olarak; Kanser, Kalp Damar hastalıkları, Diabet, Metabolik sendrom ve insülin direnci, tansiyon, karaciğer ve böbrek yetmezlikleri,   hızla artıyor 

Öncelikle  neden kilo alıyoruz   sorusunun üzerinde duracağız.
Genel bir açıklama yapmak gerekirse toplumda hızla artan obezitenin nedenlerini 4 maddede toparlamak mümkündür..
1.    Tıbbi nedenler
Tıbbi nedenleri kendi içinde iki kısma ayırabiliriz. Bunlardan biri fizyolojik olanlar diğeri ise psikolojik olanlardır.

a)    Fizyolojik: Sağlıklı ve düzgün beslenen bir birey kilo almaz demek bu bağlamda çok doğru değildir. Herhangi bir talihsizlik ve kaza sonucunda bireyin 2 ay yatakta yatması kilo almasına neden olabileceği gibi endokrin sistemde herhangi bir bozukluk (insülin direnci, metabolik sendrom, yüksek dozda kortizol salgılanması veya TSH hormonunun yeterince çalışmaması gibi) ani kilo alımına neden olabilir.

Endokrin Sistem Sorunlarının Temel Belirtileri

Ani ve kontrolsüz kilo alma,  Özellikle alınan kilonun bel bölgesinde oluşması (simit),
Yemeklerden sonra tatlı ihtiyacı, Dinlenme anında ani kalp çarpıntısı,
Ağız kuruluğu, Konuşurken öksürme ihtiyacı, Ses kısıklığı,
Özellikle sabahları el ayak ve yüzde ödem (şişkinlik) Çabuk yorulma,
Bayanlarda menstrüasyon (regl) dönemlerinde düzensizliklerin başlaması,

Çözüm Önerisi:
Erken tanı ve tedavi sayesinde sonrasında kalıcı olabilecek hastalıklardan kurtulmanız mümkün olur. Kliniğimize kilo sorunu nedeni ile gelen 5 kişiden 3’ ünde ne yazık ki endokrin sistem sorunlarını saptıyoruz ve bu sorunlar kişi tarafından anlaşılamıyor bu nedenle yukarıdaki maddelerden en az iki tanesi sizde bulunuyorsa endokrinoloji bölümünde muayene olmanızı öneririm. Erken tanı ve tedavi sayesinde sonrasında kalıcı olabilecek hastalıklardan kurtulmanız mümkün olacaktır.

b)    Psikolojik :
Biraz daha karmaşıktır ve burada temel  neden  endorfin  hormonudur.
Endorfin vücut tarafından üretilen en güçlü uyuşturucudur. Doğan afyondur (morfin). Rahatlık, hoşluk, keyif ve huzur gibi duygularla ilgilidir. Mutsuz bireyde endorfin hormonu salgılanması sekteye uğrar, kişi bilinç dışı olarak hormonun salgılanabilmesi için özellikle tatlıya ve karbonhidrat içeriği yüksek besinlere yönelir. Bu şekilde beslenilmesi endorfin hormonunu tetikler ve hormon salgılanmaya başlar..

Bu konuda diğer bir örnek ise sigaradır. Sigara endorfin hormonunun salgılanmasını tetikler. Sigarayı bırakan kişilerde hormon salgılanması azaldığı hatta durduğu için kişi kendini abur cubur tabir ettiğimiz karbonhidratllı besinlere yöneltir çünkü o anda en çabuk ve kolay çözüm yemektir .. sonuç ise  artan yağ ve kilodur.

Çözüm Önerisi:
Bu durumda olan danışanlarıma sorum “ ne yapmaktan hoşlanıyorsunuz, sizi neler mutlu ediyor ” olur. Mutsuz olduğunuz zamanlarda kendinizi dışarı atabilirsiniz (restorantlardan uzak kalmak kaydı ile) gezebilirsiniz.  Parkta oturup insanları gözlemleyebilir ve herkesin aslında belki de sizden çok daha fazla sorunu olduğunu düşünebilirsiniz. (Psikolojide savunma mekanizması)

Yemek yemek yerine resim yapabilir, bağıra çağıra şarkı söyleyebilirsiniz (Yerine koyma mekanizması)

Sizi mutlu eden her neyse onu yaparak mutsuzluk duygusunu bastırabilir ve sevdiğiniz bir eylemle mutluluk hormonlarından seratoninin  salgılanmasını sağlayarak yemek yemekten uzaklaşabilirsiniz.

2.    Yaşamsal nedenler

Türk mutfağı malum.. Oldukça zengin.. Özellikle tatlı ve hamur işi çeşitliliği çok fazla ancak;
Özellikle teknolojinin gelişmesi ile birlikte bizler artık eskisi gibi hareket edemiyoruz ne yazık ki..Tüm dünyada ve Türkiyede obezite giderek yaygınlaşıyor.. Firmalar bunun için önlem almaya çalışıyor, diyet ürünler raflarda boy gösterip tüketilirken, her gün medyada

·         “…. Ürünümüz göbek eritiyor alın göbeğiniz erisin”
·         “ünlü yaşam koçu …. Size ayda … kilo verdiriyor 5.000TL -10.000 TL arasında ödeyin sizi de eritsin”
·         “… hapını iç zayıfla.. Bakın işte …… ünlü bu ürünü kullandı muma döndü”

Tarzında haberler görüyoruz. Bu konuya bilgi kirliliği kısmında daha detaylı değineceğim ancak yaşamsal nedenlerle de ilgisi olduğu için burada kısaca değinmek istedim. 20 yıl önce bu tarz durumlar yokken teknoloji de bu kadar gelişmemişken obezite de bu kadar tavan yapmamıştı ne yazık ki. İstatistiklere göre Türkiye’de obezite %33 ve bu sayı her yıl daha da katlanarak karşımıza çıkıyor. Ekonomik ve ailesel nedenlerle insanların mutsuz olması sonucunda yukarıda bahsettiğim endorfin hormonu denen dost mu düşman mı belli olmayan hormonumuz yüzünden insanlar tetiklenip yemeye yönleniyor.

Spor alışkanlığının olmaması, ev ve iş arasında geçen rutin, müdürünüze kızgınlığınız dahi yaşamsal nedenleri oluşturabiliyor.

Merdiven kullanmıyoruz, en yakındaki ankesörlü telefona ulaşma çabamız yok her bireyde bir cep telefonu mevcut çünkü..

Yaşamsal nedenlerle ilgili kısa bir örnek vermek istiyorum.

2 hafta önce bir seminerimde katılımcılardan 70 kilo bir birey için yapılan bir hesaplama sonucu birey 5. Kattan 1. Kata evini taşıyor (133 basamak).  Sonucunda bir yılda sadece daha az basamak çıktığı ve buna alternatif geliştirmediği için 2,6 Kg alıyor.

Tersi durum söz konusu olduğunda, en basitinden asansörü kesseniz ortalama olarak siz de bir yılın sonucunda ciddi fark görebilirsiniz. Ne kadar kilo vereceğiniz ise sizin cins, yaş, ve kilonuza göre değişecektir.
Çözüm Önerisi: Günde kendinize sağlığınız için bir miktar vakit ayırmak.. Çok fazla bilgisayar yada cep telefonu ile vakit geçirmemek ve ona ayıracağınız vakitte en azından 15-20 dakika plates yada başka bir sporla ilgilenmek. Asansörlerden, acil işiniz yoksa taksilerden uzak durmak, gideceğiniz yerden bir durak önce inmek, ihtiyaçlarınızı eşinizden yada çocuğunuzdan istemek yerine kendinizin karşılaması..

3.    Genetik nedenler ve kültür

Her hastalık gibi obezite de yakalandığı andan itibaren kişinin genlerine geçebiliyor ve bu durum onun genetik mirası olarak diğer nesillerine taşınabiliyor. Aslında bu konuda sağlık kurumları halen çalışmaları sürdürüyor.

Peki şişmanlık genetikmi ?

Kliniğimize gelen bireylerde ilk görüşmemizde ailede şişmanlık olup olmadığını sorguladığımda %42 sinin evet cevabını verdiğini gördük.  Diğer bireylerde ise yukarıda bahsedilen nedenler geçerli idi. Ancak bu çalışmamda şaşırtıcı olan şuydu;

Diğer nedenlerle kilolu olan bireyler daha rahat kilo veriyorken, ailesinde kilo problemi olan bireyler programlarına daha dikkatli ve titiz davranırken daha ağır kilo veriyorlardı. Şu an için net bir şey söylemek mümkün olmamakla beraber şişmanlığın aile ile ilgisinin yüksek olduğunu söylemek yanlış olmaz.  Çünkü ailesel nedenler genetik olmasa dahi ailenin beslenme kültürü, beslenme alışkanlığı, yemek yapma yöntemleri, ekonomik durumu çocuğun  yetişkinliğine kadar beslenme alışkanlığını belirleyip onun normal yada kilolu olmasına neden olabiliyor.

4.    Bilgi Kirliliği
Obezite dünyanın sağlık alanındaki en önemli sorunlarından birisi ve bu nedenle her gün bu konu ile ilgili araştırmalar yapılıyor çözümler üretilmeye çalışılıyor.. Ne yazık ki bu işin ticari boyutunda insanların umutları kullanılarak bazı çevreler kar amacı ile hareket edebiliyor.
Bunu önlemenin en önemli yolu ise insanların bilinçli olması.
İnternette, TV ‘de , gazetelerde, dergilerde sürekli ürünler satılıyor, diyetisyen olmayan beslenme bilimi üzerine eğitim almamış kişiler bu yayın organlarında konuşup yazabiliyor ki bunlar dahiliyeci hekim olabileceği gibi kimyager, kalp doktoru, Uzakdoğuda akapunktur eğitimi almış herhangi biri  ve hatta aktar yada beden eğitimi öğretmeni bile olabiliyor.
Öncelikle TV’de gösterilen her şey doğru olmayabiliyor ne yazık ki, işin doğrusu bu sistem şu şekilde işliyor.
Kişi aranıyor..
3000-5000 arasında rakam talep ediliyor..
Kişi bu ödemeyi yapıyor ve herhangi bir TV kanalına çıkıp istediği bir konuda konuk olabiliyor..
Türkiye’de bu şekilde yürüyor..
Peki nasıl oluyor??
Ürün piyasaya çıkarılıyor, Sağlık Bakanlığından onay alamadığı için gıda tarım bakanlığından besin takviyesi adı altında onay alıyor ve aktarlarda hatta bazen eczanelerde satışa sürülüyor..
Sonrasında internette reklamı başlıyor. Facebook sayfalarında reklamları görülüyor.. Yorumlara bakıyorsunuz , tüm yorumlar mükemmel ama nedense kimse şikayet ve ürünün adını yazarak arama yapmayı düşünmüyor. Yorum sayfaları zaten ürünün kendi sayfası ve kimse benim ürünüm umut tacirliğinin sonucudur sizin cebiniz zayıflarken ben para kazanacağım demiyor.
Bazı medyatik isimler bilerek ve çoğu zaman bilmeyerek bu kampanyalarda kullanılıyor.
Bu ürünleri iki kısma ayırmak mümkün.
Hiçbir etkisi olmayan
·         Etkili olan
Hiçbir etkisi olmayan ürün sonuçta kişi tarafından 3-5 günde zaten bırakılıyor, bu ürünlerin fiyatı genel olarak çok düşük olduğu için kullanan kişi tarafından çok önemsenmiyor. Ne yarar ne zarar sağlıyor kişiye, sadece satıcı firmanın lehine durum gerçekleşiyor.
Etkili olan ürünler ise çok ciddi sonuçlara neden olabiliyor. Bu ürünlerin içinde beyinde tokluk merkezini uyaran sibutramin ve efedral maddeleri bulunuyor ancak etkileri bu kadar masum değil maalesef. Bu maddeler aynı zamanda kalp, böbrek, tansiyon siteminde kalıcı hasarlara neden oluyor hatta ölüme kadar giden sonuçları ne yazık ki görüldü. Sadece Türkiye’de capparin içeren madde olarak bilinen acı biber hapı yüzünden genç kızlar dahil 5 kişi ne yazık ki hayatını kaybetti. En hafif etkisi ise sizin metabolizmanızı yavaşlatıp sonrasında hızla ve çok daha fazla kilo almanızdır.
Çözüm Önerisi: Hiçbir besin vücudunuzun bir bölgesini eritmez. İnternet üzerinden satılan ürünlere lütfen itibar etmeyin. Beslenme ve Diyet üzerine eğitim almamış kişilerin önerilerinden uzak durun. Bazan internet reklamlarında diyetisyen olmayan bazı kişiler diyetisyen ünvanı ile lanse ediliyor. Lütfen araştırın. Hiçbir diyetisyen bu tarz bir reklama girmez. Kilolarınızı doğru diyetisyenle verebilirsiniz ama sağlığımızı kaybettiğimizde maliyeti çok daha ağır olur.

Metabolizma Nasıl Hızlanır?

Vücudumuzun sahip olduğu metabolizmayı hızlandırmak sizin gün içerisinde daha fazla enerjiye ihtiyaç duymanız anlamına gelir. Bu da doğal olarak kilo vermenize yardımcı olacak ciddi bir etkendir.
Metabolizmanızı hızlandırmak için şu yöntemleri kullanabiliriz;


a.       Kahve: Eğer güne kahve ile başlayanlardansanız ve özellikle kalp – damar sisteminiz ile ilgili sorununuz yoksa 1 fincan koyu kahve metabolizmanızı hızlandıracaktır. Burada dikkat edilmesi gereken konu özellikle bayanların kahve miktarını günde iki fincan ile sınırlı tutmasıdır. Yapılan araştırmalar günde iki fincandan fazla tüketilen kahvenin kadınlarda meme kistlerini arttırdığını saptamıştır. Yine kahve tüketiminde dikkat edilmesi gereken bir diğer konu üçü bir arada yada fazla şekerli kahve tüketmekten kaçınılması gerektiğidir. Şekersiz kahve tüketemeyenlerdenseniz,
Beyaz şeker yerine esmer şekeri tercih edin ve en fazla 1 esmer şeker kullanın.

Yine kadınlarda özellikle pre-menapoz ve menapoz dönemlerinde kahvenin  en fazla 1 fincanla sınırlandırılması gereklidir çünkü fazla miktarda kafein ile , kadınlarda bu dönemde kemiklerden kalsiyum çekilmesi  hızlanmaktadır.

b.      Su: Vücudumuzdaki tüm kimyasal olayların sağlıklı bir şekilde gerçekleşmesi için su kaçınılmaz bir içecektir. Ortalama olarak günde 1.5-2 lt su içilmesini öneriyorsakta bu miktar aslında sağlıklı kilosunda olan kişiler için önerilen bir miktardır  aslında her insanın su ihtiyacı kilosuna göre hesaplanmaktadır. Normal bir yetişkinde su ihtiyacı 35 cc x kilo olarak hesaplanmalıdır.
 
Su ihtiyacı yaz döneminde, ateş yükselmesi durumunda ve özellikle enfeksiyon hastalıklarında artmaktadır.

Yetersiz su tüketimi metabolizmayı yavaşlatır ve hatta insülin direncini tetikleyebilir  ancak ihtiyacın çok üzerinde su tüketimi de böbrek solid yükünü arttırarak mineral zehirlenmesine ve böbreklerde rahatsızlıklara neden olabilir.

c.       Kas Kütlesi:  Kas kitlesi fazla olduğunda kalori yakımı da o kadar fazla olmaktadır. Sistemli ve düzenli egzersiz ile kas kütlenizi arttırabilir ve kalori yakımını hızlandırabilirsiniz.  Çünkü yapmış olduğunuz egzersizde o anda yakılan kaloriden çok, metabolizmanın aktif olarak sürekli çalışması daha önemlidir. Uzun süre ve orta tempoda yapılan egzersiz , kısa süre hızlı tempo ile yapılan egzersizden daha fazla olacaktır.

d.      Masum ara öğünler:  Gün içerisinde yapacağınız ana öğün arasındaki atıştırmalıklar ile hem metabolizmanız hızlanacak hem de ana öğünde fazla besin tüketiminiz önlenecektir. Her zaman söylediğim ve altını çizdiğim önemli konu “sofradan aç kalkmak değil sofraya tok oturmak” sizin kilo vermenize yardımcıdır. Ayrıca ara öğünler sayesinde kan şekerinizde ani düşmeler olmayacaktır bu da sizin özellikle insülin hormonunuz üzerinde olumlu bir etkiye sahiptir.  Uzun aralıklarla besin tüketmek metabolizmanızı yavaşlatır ancak çok fazla ara öğün tüketmekte karaciğerinizi ve pankreasınızı yoracaktır. Ara öğünler ile ilgili en sağlıklı bilgiyi almak için diyetisyeninize başvurabilirsiniz.

e.      Baharatlar: Baharatlı gıdalar metabolizmayı geçici bir süre için hızlandırmaktadır.  Özellikle kırmızı biberde bulunan çaparinin  toplamda ortalama bir çorba kaşığı kadar yemeğe eklenmesi metabolizma hızınızı arttırır. Bu etki, egzersiz gibi kalıcı bir artış sağlamasa da anlık işe yaradığı bilinmektedir.

f.        Yeşil çay:  yeşil çayda bulunan epi-gallo-kateşin-3-gallat’ adı verilen ve kısaca EGCG olarak bilinen madde ve kafein içeriği nedeniyle metabolizmanın birkaç saat hızlanması için oldukça faydalıdır.  Araştırmalarda; egzersiz yapılmadan önceki zaman aralığında 2-4 bardak su ile 2 bardak yeşil çay tüketmenin, egzersizde %17 daha fazla kalori yakılmasına yol açtığını gözlenmiştir.  Yeşil çayda bulunan kateşinlerden yüksek oranda alan grupların total, deri altı karın yağlarında ve trigliseridlerinde büyük düşüş görülmüştür. Araştırmacılar, yeşil çayla alınan kateşinin, sindirim sisteminde enzimlerin aktivitesini yavaşlatarak ve kalorilerin bağırsaklar tarafından emilimini azaltarak, kilo kaybını artıracağı üzerine yoğunlaşmaktadır.

g.       Vücudunuzu şaşırtın: Zaman zaman günlük beslenme alışkanlıklarınızın dışında besin tüketerekte metabolizmanızı hızlandırabilirsiniz. Örneğin sabah kahvaltısını haftada 1-2 kere meyve ve sütle yapın arkasından gelen ara öğününüzde  (2 saat kadar sonrasında) peynir  yada yumurta, ekmek ve taze sebzeden oluşan bir kahvaltı tercih edin.

Kilo Almadan Sigarayı Bırakmak

Sigarayı bırakacağım ama korkuyorum zaten 2-3 kilo fazlam var. Bıraktıktan sonra ya kilo alırsam L
Bir çok kişide bu düşünce, etrafında gözlemlediği örneklerle sabitleşmiş durumda. Peki Yalan mı ?
Kısmen diyelim ve nedenini açıklamaya çalışalım.
Öncelikle; sigara mutlulukla ilgili olan 4 hormondan birini salgılatır. Bu hormon ENDORFİN hormonudur.
Sigara içtikten sonra endorfin hormonunun salgılanmasına bağlı olarak kişi kendini daha rahat, stressiz ve iyi hisseder. Endorfin hormonu salgılanmak için en çok neye ihtiyaç duyar ?
Yani sadece sigara ile değil, dış kaynaklardan özellikle çikolata , tatlılar, karbonhidrat içeriği yüksek olan besinler de endorfini salgılatır ve kişi sanki sigara içmiş gibi kendini yine iyi hisseder.  Kısa bir süre sigara içme isteği bastırılır ve sonrasında bu durum döngüsel olarak tekrarlanır.
Sonuç ?
Ağır karbonhidrat alımı sonucunda bunlar sizin vücudunuza yağ dokusu, artan kilo, agresif kontrolsüz alımlarda ise insülin direnci ve hatta tip 2 diabete kadar gidebilir.

Çözüm:
1-      Mutluluk hormonlarını salgılatan bir diğer durum ise spordur. Sigarayı bırakan kişiler düzenli aktivite yaptıkları takdirde yine mutluluk hormonları salgılanacak, yeme ihtiyacı hissetmeyecek ve hatta sigarayı bıraktıktan sonra çok daha rahat bir şekilde kilo verebilecektir.  Tabi sigara içen bir kişide ile metabolizmanın %4 civarında arttığı düşünüldüğünde , yerine spor konduğu takdirde bu dezavantaj da ayrıca ortadan kalkacaktır.

2-      Bir diğer dikkat edilmesi gereken durum ise su tüketimidir.
Sağlığımız için günlük tüketmemiz gereken su miktarı her ne kadar kilo başına 30 cc olsa da, sigarayı bırakan kişilerde bu miktarın biraz daha üstüne çıkarak kilo başına 35 cc olmasında fayda var.
3-      C vitamini
Özellikle sigarayı bıraktıktan sonraki 1 hafta c vitamini kaynaklarından her zamankinden daha fazla beslenmek gerekiyor.  En iyi c vitamini kaynakları kuşburnu, trunçgiller, yeşil yapraklı sebzeler. Bunlara diyetinizde daha sık yer vermek te olumlu olacaktır.

4-      Öğün sayısı
İlk 1-2 hafta daha sık ve daha az miktarlarda beslenerek sonraki haftalarda öğün sayısını yavaş yavaş düşürmek mantıklı olacaktır. Normal sağlıklı bireylerde günde 4 öğün beslenmesi tavsiye edilir. 7 –  öğünle başlayarak her hafta bir öğün düşürüp sonrasında beslenme sayınızı 4 öğünde sabitleyebilirsiniz.

Diyetisyen Füsun Bilgin

Diyetisyen Füsun Bilgin Çakmak ve Füsun Bilgin Çakmak adres ve telefon bilgileri yukarıdaki gibidir. Eğer yukarıda yer alan Diyetisyen Füsun Bilgin Çakmak ve Füsun Bilgin Çakmak iletişim bilgilerinde bir hata olduğunu düşünüyorsanız lütfen bizimle iletişime geçiniz.

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

Kapalı