Ankara Diyetisyen

Diyetisyen Uzm Dr Figen Atak – Diyetisyen Ankara

Garantili SEO Hizmeti

Diyetisyen Uzm. Dr. Figen Atak / Diyetisyen Ankara

Diyetisyen Uzm Dr Figen Atak Adres: Çukurambar Mah.  1480 Sok,   Besakule İş Merkezi, Kule Ofis No: 16,  A Blok 5.Kat,  No:2,  06510  Çukurambar/ANKARA, Türkiye

Diyetisyen Uzm Dr Figen Atak Telefon: +90 312 2202016 Numarayı Tıklayarak Arama Yapabilirsiniz

Diyetisyen Uzm Dr Figen Atak Alternatif Telefon: +90 533 4654016

Diyetisyen Uzm Dr Figen Atak E-Posta Adresi: info@figenatak.com

 

DİYET NE ZANNEDİLİR , ASLINDA NEDİR?

Diyet uygulamak günümüzde ne yazık ki yanlış anlaşılarak aç kalmak, lezzetsiz yiyecekler tüketmek, hep aynı yiyecekleri tüketmek ve mutsuz olmak ile bağdaştırılır. Bu nedenle yanlış diyet uygulayan bireyler maalesef genellikle sosyal ortamdan uzaklaşarak asosyal bir tavır takınırlar. İkram edilen yiyecekleri “diyetteyim , onu yiyemem çünkü yasak” gibi tepkilerle reddederler. Diyete sanki onlara zorla dayatılmış ve kendilerine verilen bir ceza imiş gibi yaklaşırlar.
Bu nedenle bu diyet uygulamaları elbette ki uzun soluklu olamaz. Bu da doğal bir süreçtir. Birey kendini baskı altında, cezalı, mutsuz hissederken doğal olarak diyetini sürdüremez. Aksine diyet bunların hiçbiri değildir.

Diyet, tanım olarak bireyin sağlık durumuna göre uygulanan sağlıklı beslenme programıdır ve kesinlikle kişiye özel olarak planlanmaktadır. Diyet planlanırken; bireyin yaşı, cinsiyeti, antropometrik ölçümleri (boyu, kilosu, bel çevresi, yağ kütlesi, kas kütlesi, yağ oranı, kas oranı) sahip olduğu kronik hastalıklar, kullandığı ilaçlar, besinsel alerjileri, fiziksel hareket durumu, sosyal hayatı, çalışma şartları, ekonomik durumu ve hatta yaşadığı ülke-şehir gibi birçok faktör göz önüne alınır ve bunun sonunda sağlıklı ve uygulanabilir bir diyet programı oluşturulabilir. Dolayısıyla bir birey için planlanan diyet bir başka kişi için uygun olmayacaktır.

Diyet planlamak ve danışana veya hastaya bu diyetleri verip uygulamalarını söylemek çoğu zaman yeterli olmaktan uzaktır. Asıl önemli olan diyetin nasıl uygulanması gerektiğini anlatmak ve neden diyet uyguladığını ve kendi sağlığı için kendi isteğiyle diyet yapmayı seçtiğini belirtmek de diyete uyum motivasyon açısından önem taşımaktadır.

Bir diyetin planlanması ve uygulanması için birçok sebep olabilir. Genellikle diyet denilince insanların aklına en çok fazla kilolardan kurtulma amaçlı uygulanan zayıflama diyetleri akla gelir. Hatta öyle ki günümüzde kilo kaybetmek için asıl amacı sağlık olan ve beslenme uzmanlarınca planlanan ve ortaya çıkan diyetler sağlığı tehlikeye atan bir forma dönüştürülmeye başlamıştır. İnsan vücudun ihtiyaç duyduğu enerjinin çok altında uygulanan diyetler ile yeterli ve dengeli beslenmek mümkün değildir. Bu durumda vücudun ihtiyacı olan makro ve mikro besin unsurları (karbonhidratlar, proteinler, yağlar, vitaminler mineraller) vücuda yeterli olarak alınmamış olur. Beslenme ve diyet uzmanı dışındaki beslenmeye dair fikir yürüten bazı bireylerin yanlış uygulaması ve onlara inanan insanların duygularını sömürmeye dayanan bir ilişki ile uyguladıkları bilimsellikten uzak diyetlerin sonucu olarak günümüzde diyet algısı bozulmaktadır. Diyet hastalık varlığında uygulanması zorunlu bir program haline gelmektedir.

Hastalık Durumunda Uygulanan Bazı Diyetler;

  • Diyabetik Diyet
  • Hipertansif Diyet
  • Yüksek Posalı Diyet
  • Kolesterol Kısıtlı Diyet
  • Karaciğer Koruyucu Diyet
  • Diyare Diyeti
  • Chron Diyeti
  • (1 nolu- 2 nolu-3nolu-4 nolu) Ülser Diyeti
  • Gastrit Diyeti
  • Laktozsuz Diyet
  • Glutensiz Diyet
  • Nötropenik Diyet
  • Kilo Alma Diyeti
  • Dumping Diyeti
  • Akut Böbrek Yetmezliği Diyeti
  • Kronik Böbrek yetmezliği Diyeti

Doğru planlanmış bir diyet ile sağlıklı ve aynı zamanda kalıcı kilo kaybı mümkündür. Beraberinde bireylerin sahip oldukları kronik hastalıkların seyrinde ve kan parametrelerinin sonuçlarında iyileşme görülmektedir. Bunların yanı sıra özellikle bayanların daha fazla önemsediği estetik algılar da kişinin psikolojik ve psikososyal durumu için önemlidir. Kişinin sahip olduğu fiziksel görünüm de doğru diyet uygulaması ile birlikte ideal duruma getirilebilir. Bu da özgüven, toplumda kabullenilme , beğenilme ve onaylanma duygusunu beraberinde getirmektedir.

Yapılan bilimsel çalışmalar da göstermiştir ki şişman, obez, ve hafif şişman bireylerde duygudurum bozukluğu daha sık görülmektedir.

Popüler Diyetler

Popüler diyetler, genellikle diyetin içeriğindeki besin çeşidiyle veya dayandırıldığı bilimsel veya bilimsel olmayan temele göre adlandırılır. Kısa vadede fazla kilo kaybı vaadiyle ortaya çıktıkları için popülarite kazanırlar. Genelde uygulayan kitle herhangi bir bilimsellik sorgulamaksızın sonuç odaklı uygulamaya geçer. Şimdi biraz popüler diyetlere örnekler verip detaylı konuşalım. Şüphesiz içlerinden en az birisiyle ilgilenmişsinizdir veya uygulamışsınızdır. Peki bu diyetlerin sizin sağlık durumunuza ve metabolizmanıza uygun olup olmadığını hiç sorguladınız mı? Düşünmeden evet diyemiyorsanız gelin birlikte karar verelim.

Dukan Diyeti

Dr. Pierre Dukan tarafından tasarlanmış bir zayıflama yöntemidir. Aslında çok duyduğumuz Atkins diyetinin modifiye edilmiş hali de denebilir. Bu diyetin dayandığı ilke düşük karbonhidratlı beslenme. Kendi içinde birkaç aşamadan oluşuyor. (Hazırlık, hedef, takviye, koruma ve sabitleme)

Peki bu diyetin sağlığa zarar verebilecek riskleri neler?

Karbonhidrat alımı düşük olduğu için mikrobiyotada bozulma sonucu diyare (ishal) veya konstipasyon (kabızlık) görülebilir. Halsizlik, yorgunluk, bilişsel performansta azalma gibi negatif etkiler yine yetersiz karbonhidrat alımına bağlı olarak ortaya çıkabilir.

Meyve tüketiminin de sınırlanması sebebiyle posadan fakir beslenme bireyin iştah kontrolünü zorlaştıracağı gibi bağırsak sağlığını da olumsuz etkileyebilir. Kalsiyum atılımının artmasına bağlı olarak osteoporozis riski de artabilir. Düşük karbonhidrat alımı neticesinde protein ve dolayısıyla beraberinde gelen yağ tüketimi artacaktır. Bu da hiperilipidemiye zemin hazırlayabilir. Uygulanan geleneksel diyetlere göre metabolizma hızlandırıcı herhangi bir avantaja sahip olduğu bilimsel çalışmalarca kanıtlanmamıştır.

Karatay Diyeti

Prof. Dr. Canan Efendigil Karatay tarafından oluşturulmuş bir diyet modelidir. Temel olarak; 2 ana öğün beslenmeyi ve düşük karbonhidrat ve yüksek yağlı beslenmeyi savunur. Leptin hormonunun 2 öğün beslenerek uzun açlıklarda salgılanması ve vücut yağ yakımını başlatacağı baz alınır. Meyve tüketimi sınırlanır ve ekmek tüketimi yasaklanır. Ekmeğe zehir gözüyle bakılır. Kolesterolün olmadığı savunulur ve gün içinde kolesterolü yükseltebilecek bir çok besin (yağlı etler , yağ , yumurta) sınırlamaksızın çok miktarda kullanılır.

Risklerine bakacak olursak; kardiyovasküler hastalağı olanlar, hiperlipidemi, hiperkolesterolemisi olan bireyler için uygun değildir. Karbonhidratların temel kaynağı ekmeğin her çeşidi yasaklandığı için kan şekerini dengelemek zorlaşacaktır. Bu nedenle insülin direnci olan, tip1 ve tip 2 diyabetli bireylerin uygulaması içinde kesinlikle uygun değildir. Meyve tüketimi sınırlandığı için yine ketojenik diyetlerle benzer bağırsak sağlığında bozulmalarla sonuçlanabilir.

Ketojenik Diyet

Ketojenik diyet yüksek protein ve kısıtlı yağ ve karbonhidrat alımını temel alan bir beslenme biçimidir. Dünya çapında yıllardır obezite ve bazı nörolojik hastalıkların tedavisinde bilimsel temelli olarak uygulanmaktadır. İtalya’da bir endokrinoloji uzmanı tarafından geliştirilmiştir.

Obezite tedavisinde kullanılan ketojenik diyet düşük kalorili diyettir. Hem düşük yağ hem de düşük karbonhidrat içerir. Toplam diyet enerjisi de düşüktür ve yağ yakımını bu şekilde planlar (ketojenez). Vücudun enerji elde etmek için yağları kullanmaya başlamasıyla oluşan keton cisimciklerinden adını alan bir sistemdir.

Alkali Diyet

Eski beslenme düzenine göre alınan potasyumun sodyuma oranı 10/1 civarındayken günümüz beslenme düzenine göre bu oran 1/3 lere gelmiştir. Yani artık potasyum alımı sodyuma göre daha düşük ayrıca magnezyum ve posa alımı da yetersiz , doymuş yağ asidi, şeker ve sodyumdan daha fazla alım söz konusudur.

Bu modele göre sebze ağırlıklı besin tüketimine bağlı olarak, posa alımı ve potasyum alımı artarken düşük yağlı proteinli beslenme söz konusudur. Bu da akla ilk olarak zayıflamayı getirdiği için zayıflama amaçlı kullanımı yaygındır.

Devamlılığı sağlanabilen bir beslenme modeli değildir. Sürdürüldüğü süreçte B grubu vitaminlerin yetersizliği ve demir eksikliği görülebilir.

Paleo Diyeti

Diğer bir adıyla Taş Devri Diyeti olarak bilinen ve işlenmemiş besinlerin ve protein ağırlıklı besinlerin tüketilmesi gerektiğini savunan bir beslenme modelidir. Gen aktarımı sayesinde besin seçiminin paleolitik dönemdekine yakın olması metabolizmaya daha uyumlu bulunur. Paleo diyetine göre paket yiyecekler tüketilmemelidir ve besinler en doğal formunda tüketilmelidir. Etler az pişmiş olmalı ve çiğ forma yakın tüketilmelidir. Ayrıca omega-3 ve kanola dışındaki yağ kullanımı önerilmez.

Bu diyet modelinin protein diyetlerinin verdiği sonuçlardan farklı sonuçları bulunmamaktadır. Sürdürülebilirliği zordur ve uzun vadede kardiyovasküler hastalık riskini arttırabilir.

Obezite ile mücadelede değişen yaklaşımlar ve kullanılan yöntemlerin hangisinin en başarılı sonucu vereceğini sorgulamaktan çok bireyin kendi sağlığına ve hayat tarzına uygun olarak bir diyet programı planlamak ve ondan kalıcı sonuç almak önemsenmelidir. Bu bireyin diyete olan bağlılığını da arttırmaktadır.

Diyet yaparken bireylerin çevresel faktörlerden ne kadar etkilendikleri aşikardır. Bu nedenle diyeti nasıl uygulamaları gerektiğini ve hangi sıklıkla kontrol görüşmeleri yapılacağı iyi planlanmalıdır.

Diyet temelde beslenme alışkanlıklarının değiştirilmesidir. Eğer bir birey beslenme alışkanlıklarını değiştiremiyorsa o birey için uygulanan diyet ne yazık ki aktif bir diyet olmaz.

Diyet uygulamak aslında biraz da porsiyonları düzenlemektir. Yasak algısından daha çok, sınırlı algısını benimsemek daha doğru olacaktır. Bireylere hayat tarzı haline getirilmesi mümkün olabilecek diyet programları planlanmalıdır. Hayat boyu sürdürülmesi zorunlu olan hastalıklara uygun diyetler için özellikle pratik, lezzetli alternatifler de üretilmelidir. Birey eğer zayıflama diyeti uyguluyorsa kilo kaybettikten sonra tamamen eski beslenme düzenine döndüğü anda yeniden kilo alması kaçınılmazdır. Bu nedenle uygulanan diyet davranışa ve yeni beslenme alışkanlıklarına dönüşmelidir.

Diyet için en önemli motivasyonlardan birisi de ütopik olmayan ulaşılabilir hedefler belirlemektir. Gerçekçi olmayan hedefler ulaşılması zor olduğu için diyetin devamlılığını sağlamada problemlere neden olmaktadır.

Birçok insan günümüzde diyet uygulamakta zorlandığı için kolay yoldan obezite cerrahi ameliyatlarına başvuruyor. Bu ameliyatların uygulanabilmesi için belli kriterler var ve bu kriterlere uymuyorsanız sizin için en iyi yöntem sabırla bir beslenme uzmanı tarafından hazırlanmış yaşam şeklinize ve metabolizmanıza uygun bir diyet programı uygulamaktır. Dünya Sağlık Örgütü (FDA) aylık 2 kg kilo kaybını önerirken bireyin vücut ağırlığına göre bu rakam artıp azalabilir.

Önemli olan diyetin popülaritesinden ve diğer insanlara ne kadar kısa sürede ne kadar kilo verdirdiğinden çok sizin yaşam şeklinize metabolizmanıza uygun olup olmamasıdır. Sizi sağlıklı bir şekilde hedefe ulaştıran kaybedilen kilonun en az %70’ inin yağ kütlesinden olduğu ve bu uğurda sosyalliğinizi kaybetmediğiniz ve hayat tarzı haline getirebildiğiniz diyet size uygun bir diyettir.

 

Uzm Dr Figen Atak

Diyetisyen Uzm Dr Figen Atak ve Figen Atak adres ve telefon bilgileri yukarıdaki gibidir. Eğer yukarıda yer alan Diyetisyen Uzm Dr Figen Atak ve Figen Atak iletişim bilgilerinde bir hata olduğunu düşünüyorsanız lütfen bizimle iletişime geçiniz.

Garantili SEO Hizmeti
Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

Kürtaj Kızlık Zarı Dikimi Yük Taksi Mistik Ürünler Girls For Travel
Kapalı