Ankara Tüp Bebek Merkezleri

Op Dr Ahmet Bostancı – Ankara Tüp Bebek

Op Dr Ahmet Bostancı / Ankara Tüp Bebek

Op Dr Ahmet Bostancı Adres: Mustafa Kemal Mah.  Tepe Prime B Blok Daire:48, 06510 Çankaya/ANKARA, Türkiye

Op Dr Ahmet Bostancı Telefon: +90 312 2683838 Numarayı Tıklayarak Arama Yapabilirsiniz

Op Dr Ahmet Bostancı E-Posta Adresi : ahmetbostanci@hotmail.com

Kızlık zarı dikimi yapılabilir mi?

Evet.  Kızlık zarı dikimi , ilk cinsel ilişkiyi taklit eder. Ankara kızlık zarı dikimi (kızlık zarı diktirme) operasyonu yapılarak ilk gecede kanama olması sağlanabilir. Kızlık zarı dikimi Ankara ‘da özel muayenehanemizde, son derece hijyenik bir ortamda gerçekleştirilmektedir. Ankarada kızlık zarı dikimi işlemi sonrası kişi gündelik hayatına çok kısa bir süre sonra dönebilmektedir.

Ankarada kızlık zarı dikimi hakkında daha ayrıntılı bilgi için 0 312 268 38 38 nolu telefondan; kızlık zarı dikimi, kızlık zarı dikimi fiyat ile ilgili daha ayrıntılı bilgi alabilirsiniz.

Kızlık zarı dikimi  işlemine “hymenoplasty” ameliyatı adı verilir.

Kızlık Zarı Nedir?

Kızlık zarı yani Latince adı ile HYMEN, Yunan ve Roma mitolojilerinde Dionysus ve Afrodit’in oğlu olan”evlilik ve düğün tanrısı” dır.  Gerdek gecesi bu Tanrı’ya adandığından kızlık zarı da aynı isimle anılmaktadır.

Hemen hemen bütün toplumlarda değişik derecelerde sosyolojik bir öneme sahip olan kızlık zarının tıbbi adı (latincesi) “Hymen” dir.

İnsanoğlunun tarihsel gelişimi süresince pek çok toplum hymeni saflığın ve el değmemişliğin yani “bekaretin sembolü” olarak görmüştür. Bu inanışın uzantıları hala daha bizim toplumumuz gibi dünyadaki pek çok toplumda sıklıkla yer almaktadır.

Kızlık Zarı ne işe yarar?

Kızlık zarının fizyolojik (işlevsel) görevi bugüne kadar tam olarak açıklanamamıştır. Ancak kızlık zarının mikroorganizma ve yabancı cisimlerin vajinaya girişini engellediği düşünülmektedir. Genital enfeksiyonları engellemektedir. Tecavüz yada cinsel istismar olgularının tanısında tanı koydurucu fonksiyonu vardır.

Kızlık Zarının Yapısı Nasıldır?

Hymen, anatomik olarak vajinayı oluşturan ve “mukoza” adı verilen dokunun vajina girişini oluşturan doku kıvrımıdır. Yani kızlık zarı vajina içinde değil vajinanın hemen girişinde dudakların yaklaşık 1-1.5 cm içindedir ve küçük dudaklara bağlıdır.

Kızlık zarı , bu yapısıyla dış genital oluşumlar içinde kabul edilmektedir. Dışarıya bakan ön yüzü “deri”ye, vajina içine bakan arka yüzü ise “mukoza”ya benzer.

Kız çocukların hemen hepsine bulunan hymen çok nadir olarak doğuştan hiç bulunmayabilir. Çocukluk çağında daha sert olan doku ergenlikle birlikte östrojen hormonunun salınmasına bağlı olarak değişime uğrar ve esneklik kazanır.

Kızlık zarı vajina girişini tamamen kapatmaz, ortasında adet kanının ve vajinal salgıların dışarıya akmasını sağlayan bir delik bulunur. Bu deliğin şekli ve yapısı hymen türlerinin belirlenmesinde kullanılır.

Kızlık zarının şekilleri, kalınlığı ve elastikiyeti kişiler arasında büyük farklılıklar gösterir.

Şekil dışında kızlık zarları deliğin ve serbest kenarın karakteri, zarın kalınlığı ve mukavemetine göre de sınıflandırılabilir.

Kızlık zarı genelde ilk ilişki, yabancı cisim veya muayenede ile yırtılır. İlk cinsel ilişki esnasında hymen ortasındaki delik penis çapından küçük olduğu için halka şeklindeki zar bir kaç yerden yırtılır ve az miktarda kanama meydana gelir. Bu yırtıklar birkaç gün içinde nedbeleşir ve bir daha kanama olmaz. Çok nadiren ilk ilişkiyi takip eden bir kaç ilişki sırasında da kanama görülebilir. Bu durumda ilişkiye birkaç gün ara vermek gerekir.

Kızlık zarı dışarıdan bakılınca görülür mü?

Hayır.  Kızlık zarını incelemek için dışarıdan baktığınızda görmeniz pek mümkün değildir. Çünkü kızlık zarı 2-3 cm. içeride kalmaktadır. Özellikle kilolu bayanlarda cilt altı yağ dokusunun kalınlığından ötürü kızlık zarı (hymen) daha derinlerde 4-5 cm içeride olabilmektedir.

Diğer taraftan vajinanın alt ve üst duvarının birbirine komşu olarak durması da vajina girişinde yer alan kızlığın incelenmesini imkansız hale getirebilir.

Tüm bu nedenlerle özellikle sürtünme sonucu olan şüpheli cinsel ilişkilerde kanama gelmesi durumunda, genital alana olan darbelerde veya masturbasyon sırasında içeriye yabancı bir maddenin sokulması sonucunda oluşabilecek olası kızlık zarı yaralanmalarında mutlaka deneyimli bir jinekolog tarafından “kızlık zarı muayenesi” yapılması önerilmektedir.

Kızlık zarı ilk cinsel ilişkide mutlaka kanar mı?

Hayır.  Kızlık zarı kısmen esnek olmasına karşın, vajinanın içine girilen ilk ilişkide kolaylıkla yırtılan ve kanayan damarlardan zengin bir anatomik yapıdır.

Ancak kızlık zarının özgün yapısı bazı kadınlarda penis girişine izin verir ve birden çok defa ilişkide bulunsa bile zarda yırtık meydana gelmez. Bu tür zarlara “ilişkiye uygun zar” adı verilir. Halk arasında ise “esnek zar” veya “elastik zar” olarak adlandırılır. Bu durumda zar ancak normal doğum sonrasında yırtılacaktır.

Diğer taraftan kişiler arası önemli yapısal farklılıklar nedeniyle, kızlık zarı aşırı esnek olanlarda veya zar üzerinde yapısal olarak çok az sayıda damar bulunması durumunda yine ilk cinsel ilişkide kanama gerçekleşmeyebilir.

Bazen de ilk ilişkide yırtılmanın olduğu bölgede hiç damar olmayabilir veya bulunan çok küçük damarlar anında pıhtılaşabilir, böylelikle de hiç kanama izlenmeyebilir.

İlk gecede kızlık zarı kanaması miktarı neye bağlıdır?

İlk gecede kızlık zarı kanaması çok az olabilir, hiç olmayabilir veya normalden fazla miktarda olabilir. Bu durum kızlık zarının yapısı ve türü ile yakından ilişkilidir. Bazı yüksek kenarlı, fazla damarlı ve etli (kalın) kızlık zarları normalden fazla kanayabilir. Hatta bazan bu durumlarda bir takım cerrahi müdahaleler gerekebilir. İlk gece kanamalarının miktarı kızlık zarının türü ve kişinin kendisini kasması-gevşetebilmesi durumu ile yakından ilişkilidir.

Kızlık zarının yırtılması (bekaretin kaybı) ağrıya neden olur mu ?

Çoğu zaman kızlık zarı bozulması (bekaretin kaybı) sırasında hiç bir ağrı hissedilmemektedir.  Ancak bazı kadınların ilk ilişki sırasında kendilerini kasmaları sonucunda veya kızlık zarının normalden kalın – yüksek kenarlı olması durumlarında ağrı ve kanama beklenilenden fazla olabilir. Ağrı biraz da kişinin ağrı eşiğinin düşük olması ile ilişkilidir.

Genel olarak kızlık zarının yırtılması sırasında dayanılmayacak kadar çok bir rahatsızlık olmaz. Burada erkeğin davranışı ve yaklaşımı da son derece önemlidir. İlk ilişki ister istemez her kadında endişe ve korku sebebidir. Erkeğin yavaş, anlayışlı ve yumuşak davranışı olayın ağrısız olmasını sağlar.

Kızlık zarı kanaması miktarı ne kadardır?

Kanamanın miktarı genelde çok azdır ve kısa sürede kendiliğinden durur. Ancak çok nadiren hymen arkasından bir damar açığa çıkması sonucunda kanama durmazsa cerrahi müdahale ile dikiş atılması gerekebilir.

Bazı durumlarda ise vajina girişinde, hatta derinlerde yırtıklar meydana gelmesi (“Coit yırtıkları”) sonucu şiddetli ve durmayan bir kanamalar görülebilir. Bu gibi durumlarda cerrahi müdahale ile dikiş atılması gereklidir.

Kızlık zarı bozulduğunda mutlaka kanama olur mu?

Hayır.  Bazı durumlarda kızlıkta yırtık meydana gelmesine rağmen hiç kanama olmayabilir. Özellikle yırtık damarsız bir bölgeden geçmişse kişide kanama olmayacaktır.

Vajinal kanama olması kızlık zarının yırtıldığını mı gösterir?

Hayır.  Bazı durumlarda kızlık zarı bozulmaz ancak dış kısımlarda yırtık ya da sıyrık olabilir ve buralardan kanamalar görülebilir.

Kızlık zarı ilişki dışında başka bir yolla bozulabilir mi?

Kızlık zarı genelde vajina içine giren ve genişliği hymen ortasındaki halkadan daha büyük olan cisimler ile de yırtılabilir. Ancak nadiren ata ya da bisiklete binme, bacakları çok açmayı gerektiren bale gibi aktiviteler, karete, tekvando gibi sporlar, kaza ve travmalar sonrasında da bozulabilir veya zedelenebilir.

Kızlık zarı sürtünme ile bozulur mu?

Kızlık zarı yalnızca sürtünme ile bozulmaz. Yalnızca içeriye yabancı bir madde sokulması, vajinaya darbe alınması veya penisin girmesi ile yırtılma olmaktadır.

Mastürbasyon kızlık zarına zarar verir mi?

Hayır.  Vajina içine bir şey sokmaya denenmediği taktirde, dıştan mastürbasyon kızlığa zarar vermez.

Kızlık zarı kendi kendine iyileşir mi?

Hayır.  Bir kez zedelenen kızlık zarı daha sonra hiç ilişki olmasa bile kendi kendini onarmaz.

Kızlık zarında doğal çentik nedir?

Bazen bir ilişki olmasa da kızlık zarının serbest kenarı düz olmaz ve çentikler bulunur. Kadınların yaklaşık % 20′sinde doğuştan gelen,”doğal çentik” adı verilen ve zarın tabanına kadar inmeyen bu tür çentikler bulunabilir. Bazen de doğal çentikler cinsel ilişki denemelerinde travmaya veya düşme, çarpmalara bağlı olarak da ortaya çıkabilmektedir. Doğal çentiklerin tespiti kızlık zarı muayeneleri  ve adli tabiplik bekaret raporları açısından önemlidir.

Kızlık zarında doğal çentik bulunması kişinin anatomik olarak bakire olduğunu ifade etmektedir.

Kızlık zarı dikimi fiyatı ne kadardır?

Kızlık zarı dikimi fiyatı , hekimin kızlık zarı dikimi işlemi için kullandığı tekniğe göre değişkenlik gösterebilir. Ankara’da fiyatlar birbirinden çok farklılık arz etmektedir. Hekimin kızlık zarı dikimi yapılacak kişi ile bire bir yahut telefon ile görüşmesinde fayda vardır. Kızlık zarı dikimi için 0312 268 38 38 nolu telefonu arayıp daha ayrıntılı bilgiler alabilirsiniz.

Kızlık zarının ne zaman bozulduğu anlaşılabilir mi?

Yırtığın eski yırtık mı (7 günden sonra), yoksa yeni yırtık mı (7 günden önce) olduğu kızlık zarı muayenesi ile anlaşılabilir.

Kızlığın bozulması sonrası aradan 7-8 günden fazla zaman geçmişse (eski yırtıklarda) ilk ilişkiyle zarın ne zaman bozulduğu anlaşılamaz. Örneğin 10 gün önce ilk cinsel ilişkisini yaşayan bir bayanın ilk ilişkini 10 gün önce mi, yoksa 10 yıl önce mi yaşadığını ayırdetmek mümkün olmaz.

Kızlık zarının ne şekilde bozulduğu anlaşılabilir mi?

Kızlık zarı, genital bölgeye darbeler; bisikletten, attan düşme, delici bir cismin batması, vajina içine yabancı cisim sokma gibi durumlar sonucunda da yırtılabilir. Kızlık zarı muayenesi ile kızlığın cinsel ilişki ile mi, yoksa genital bölgeye darbe gibi travma ile mi bozulduğunu anlamak mümkün değildir.

Kızlık zarı muayenesi harici bir bayanın bakire olup olmadığı anlaşılabilir mi?

Hayır.  Halk arasında bir hurafe (yanlış inanç) tersine bir bayanın bakire olup olmadığını anlamak için kalça, meme muayenesi, meme uçlarındaki renk değişimleri gibi bulguların bir anlamı yoktur.

Bekaret testi yalnızca yapılan kızlık zarı muayenesi ile belirlenir.

Kızlık zarının bozulduğu nasıl anlaşılır ? “Bekaret kontrolü (bekaret kontrolü)” nasıl yapılır?

Kanamanın olup olmaması ile kızlık zarının bozulup bozulmadığı anlaşılamaz, bu ancak bir kızlık zarı (himen) muayenesi ile anlaşılır. Muayene son derece kısa ve ağrısız bir işlemdir. Bunun için uzman jinekolog gazlı bez ile büyük dudakları çekerek kızlık zarını gözlemler, böylelikle kişinin bakire olup olmadığı anlaşılmış olur.

Kendi kendine kızlık muayenesi olmaz. Ayna ile hymeni görebilirsiniz ancak bunu yorumlamak bir deneyim gerektirir.

Bazı durumlarda bir jinekolog bile buna karar veremeyebilir ve”kolposkopik incelemeye” gereksinim duyabilir.Kolposkop, vajenin, rahim ağzı ve dış genital organların bir mikroskopla büyütülerek incelenmesini sağlayan cihazdır. Özellikle “doğal çentik”bulunan hymenlerde bekaret kararını vermek güç olabilir.

Kızlık zarı bozulmadan gebelik oluşabilir mi?

Evet. Gebelik oluşması için kızlık zarının bozulması şart değildir. Önceden anlatıldığı gibi esnek olan bir zar tam bir cinsel ilişkide bozulmamış olmasına karşın gebelik oluşabilir.

Diğer bir olasılık da yine ender görülmesine karşın erkeğin kızlık zarına çok yakın bir yere boşalmasıdır. Spermler kamçılarıyla hareket eden hücreler olduklarından vajinanın girişinden rahim ağzına ve buradan da tüplere geçerek yumurta ile karşılaşıp birleşerek (döllenme sonucu) dış gebelik de dahil olmak üzere gebeliği başlatabilirler.

Bu nedenlerle tam bir ilişki olmasa bile (dışarıya boşalma ile) gebelik şansı düşük gibi görülse de bu şans hiçbir zaman sıfır değildir.

Kızlık zarı bozulmadan muayene ya da kürtaj yapılabilir mi?

Evet.  Zar yapısı uygun olan -yani açıklığı geniş olan- kişilerde hymen yapısına zarar vermeden “spekulum incelemesi” hatta kürtaj dahi yapılabilir.

Bakire bir kadının jinekolojik muayene olması mümkün müdür?

Jinekolojik muayenenin en önemli aşamalarından biri vajinanın ve rahim ağzının gözlenmesi için yapılan “spekulum muayenesi”dir. Günlük tıp uygulamalarında bakire olanların muayenesinde çoğunlukla bu işlem uygulanmamakta ve elle muayene makattan yapılmaktadır.

Öte yandan akıntı sorunu olan hemen hemen tüm bakire genç kızlarda ve kız çocuklarında vajinal kültür almak mümkündür.

İlk cinsel deneyimin illaki ağrılı değildir. Kadın kendini yeterince gevşettiğinde, erkek de yumuşak ve hoşgörülü davrandığında ağrısız bir ilk deneyim gerçekleşmesi çok olasıdır.

Erkek biraz sabırlı davranmalı ve “ön sevişme” denilen sürecin uzatılarak vajenin yeterince ıslanması sağlanmalıdır. Böylelikle penisin vajinaya girişi kolaylaşacaktır. Ayrıca, kayganlaştırıcı jel (lubrikantlar) olarak eczanede satılan ve reçetesiz alınabilen ilaçlar da ilişki öncesi genital bölgeye uygulanabilir.

Kadınların ilk deneyimlerinde en önemli korkularından biri gebe kalmaktır. Bu yüzden erkeğin prezervatif kullanması veya kadının doktoruna danışarak uygun bir korunma yöntemini kullanmaya başladıktan sonra ilişkide bulunması en idealidir.

Hymenektomi (Hymenektomi) Nedir?

Hymenektomi (Himenektomi) “kızlık zarının cerrahi bir kesi ile çıkartılması” işlemidir.

Özellikle yeni evli bayanlarda veya cinsel ilişkide aşırı kanama olacağından korkan genç kızlarda,  ilişki sırasında aşırı bölgesel hassasiyet veya darlık olması sonucunda ilişki dayanılmaz ağrılı bir hal alabilir .

Bazen de kızlık zarının normalden kalın (etli) ve yüksek yapılı bir şekilde olması da cinsel ilişkideki ağrıyı arttırıcıdır. Bu tür durumlar, kadınlarda ağrının normalden fazla hissedilmesi sonucunda vajina ve kasık bölgesinde kasılmalara yol açarak penisin içeriye girmesini engeller ve ilişkiyi daha ıstıraplı hale getirir. Bazen de ilişki tamamen imkansız bir hale gelebilir. 

Cinsel ilişkide sorun oluşturan disparoni ve vajinismus durumlarında himenektomi -yani kızlık zarının cerrahi olarak kesilerek çıkartılması- ile problem aşılabilir.

Hymenektomi (kızlık zarının çıkartılması) nasıl yapılır? Neden yapılır?

Bazı bayanlar ilk ilişkilerinde kızlık zarlarının yırtılacağı ve parçalanacağı, bu şekilde aşırı miktarda acı  yaşayacakları düşünceleri sonucunda ilk deneyimlerini yaşamaktan çekinebilirler.

Bazı bayanlar da ilk cinsel deneyimlerinde kanama sorununu yaşamak istememektedirler.

Bazen de vulvar vestibulit sendrom adı verilen durumlarda cinsel ilişkiler son derece ağrılı ve acılı bir şekilde gerçekleşebilir.

Tüm bu durumlarda genellikle lokal anestezi ile (bölgesel uyuşturularak) kızlık zarının çıkartılması ve/veya vajen girişinin bir miktar genişletilmesi cinsel ilişkide ağrı problemini tümden giderecektir. İşlemden aşırı korkan kişilerde nadiren de olsa genel anestezi ile uyutularak da işlem yapılabilmektedir.

Ancak psikolojik nedenlere bağlı olarak kendisini ilişki sırasında kasan ve ilişkiye giremeyen vajinismus hastalarında yapısal bir engel yoksa, kızlığın ameliyatla alınması önerilmez; hatta bu tür işlemler hastaya kar değil zarar verir.

Kızlık zarının çıkartılması işlemi ortalama olarak 10-15 dakika kadarsürer. Genelde kesilerek çıkartılaran bölgeye dikiş atılmaksızın basit bir tamponaj ile kanama durmaktadır. Bazen de bir kaç dikiş atılması gerekebilir. Tecrübeli ellerde operasyonun riskleri yok denecek kadar azdır.

Kızlık zarının ameliyatla çıkartılması sonrasında (hymenektomy operasyonu) sonrasında kişiler bir gün sonra dahi kendi işlerinin başına dönebilirler.

Bu konu ile ilgili daha fazla bilgi için e-posta ya da telefonla doktorunuza ulaşabilirsiniz.

Tüp Bebek Nedir?

Tüp bebek tedavisi ekibin ve çiftin katılımını gerektiren uzun ve yorucu bir süreçtir. Bu alanda yaşanan anlamlı gelişmelere rağmen maalesef tedaviye başlayan her çiftte hamilelik olması olanaksızdır. Tedavinin başarısı direkt olarak kadının yaşına ve yumurtalık rezervi ile ilgilidir.

Yeterli sayıda yumurta üreten ve 39 yaşından küçük kadınlarda 3 tedavi siklusu sonrası kümülatif gebelik beklentisi %80 civarındadır. Bir başka deyişle tedaviye başlayan 100 çiftten yaklaşık 80 tanesinin 3 deneme sonrası çocuk sahibi olmaları beklenir.
Buna karşılık 39 yaşından büyük kadınlarda özellikle yumurtalık rezervinin azaldığı durumlarda sonuçlar can sıkıcı olabilir ve kümülatif gebelik oranları %10 – %30 arasında değişmektedir.

Tüp bebek tedavileri artık tüm dünyada standartlaşmış 3 temel adımdan oluşur. Tedavi yumurtalıkların çok sayıda yumurta hücresi üretmeleri amacıyla uyarılması ile başlar. Sonraki adım ise bu yumurtaların toplanması ve embryo oluşturmak üzere döllenmesidir. Döllenmeden sonra embryolar annelerinin rahmine transfer edilecekleri ana kadar 3-5 gün süreyle laboratuvardaki inkübatörlerde saklanırlar. Transferden 10-12 gün sonra gebelik testi yapılır.

Tedavi protokollerinin standart olmasına rağmen gebelik sonuçlarında, laboratuvar koşulları, tıbbi ekibin deneyimi ve embryo transfer politikalarından köken alan büyük farklılıklar bulunur. Tüp bebek merkezleri rakipleri ve hastalar tarafından daha fazla sayıda embryo transfer etmeleri için baskı altındadırlar. Ancak bu durum çoğul gebelik oranlarında tehlikeli bir artışa neden olmaktadır. Pek çok Avrupa ülkesinde ve Avustralya’da bir hastaya transfer edilebilecek embryo sayısını kısıtlayan yasal zorunluluklar mevcuttur. Türkiye’de bu konuda yasal düzenleme yapılmıştır.  39 yaşından genç kadınlarda ikiden fazla iyi kalitede embryo transfer edilmesini tercih etmiyorum.  Sadece embryo kalitesi istenilenin altındaysa, daha önceden başarısız tüp bebek denemeleri mevcutsa ve kadının yaşı 39 ve üzerindeyse 3 embryo yerleştirebiliyoruz.

Rutin Sperm Analizi

1-Hastadan steril bir kaba (tercihen 3-4 günlük cinsel perhizle) ejekülat (semen) alınır. Alınan ejekülat (semen) örneği 15-30dk. (likefaksiyon süresi; örneğin incelenebilmesi için gereken sıvılaşma süresi) 37C sıcaklıktaki bir dolap (etüv) içerisinde bekletilir. Daha sonra örnekteki sperm sayısı, hareketliliği ve morfolojik (şekilsel) özellikleri değerlendirilir.

2-Değerlendirmeyi takiben semen örneği yıkama işlemine alınır. İki aşamadan oluşan bu işlem yaklaşık 35-40 dk. sürer. İşlemin amacı semen örneği içerisindeki sperm hücrelerinin diğer seminal plazma hücrelerinden (döküntü hücreleri) arındırılması ve sperm hareketlerinin arttırılarak döllemeye hazır hale getirilmesidir.

Aşılama

Yıkama işlemi sonrasında hazırlanan örnek sperm hareketlerinin arttırılması amaçlı 37C sıcaklık ve %6CO2 (karbondioksit) (yapay vücut ortamına benzer ortam) içeren özel dolaplar (inkübatörler) içerisinde yaklaşık 30dk.bekletilir. Bu süre sonunda spermler bir enjektör yardımıyla kadının rahmine enjekte edilerek hareketliliği arttırılmış spermlerin katedecekleri yol kısaltılmış olur.

Aşılamada gebelik oranları çiftin kısırlık sebebine, kadının yaşına, stimülasyon protokolü (ilaç tedavisi) sonucunda oluşan folikül (yumurtanın içerisinde geliştiği hücreler) sayısına ve sperm parametrelerine bağlı olarak %15-25 arasında değişkenlik gösterir.

Tüp bebek – Mikroenjeksiyon

Hastaya tüp bebek yada mikroenjeksiyon (ICSI-Intra sitoplazmik sperm enjeksiyonu) uygulamasının kararı infertilite (kısırlık) sebebine, toplanan oosit (yumurta) sayısına ve sperm özelliklerine bağlı olarak belirlenir. Tüp bebek ve mikroenjeksiyon uygulamalarında hasta açısından uygulanması gereken prosedürler benzer olmakla birlikte IVF laboratuarında yapılan işlemler farklıdır. Tüp bebekte anne adayından alınan yumurtalarla baba adayından alınan spermler özel bir kültür sıvısına birlikte koyularak inkübatör adı verilen özel dolaplar (yapay vücut ortamı sağlamak için 37C ve %5-6 karbondioksit içeren ortamlar) da 14-16 saat bekletilir ve bu süre sonucunda sperm hücrelerinin yumurtaları döllemeleri beklenir. Mikroenjeksiyonda ise tüp bebekten farklı olarak her bir yumurtanın içerisine tek bir sperm hücresi mekanik olarak yerleştirilir. Böylece spermin yapacağı göreve mikromanüplatör adını verdiğimiz aletler yardımcı olmuş olur. Günümüze kadar yapılan çalışmaların çoğunluğu tüp bebek ve mikroenjeksiyon sonrasında benzer gebelik ve implantasyon (transfer edilen embryo başına rahme tutunabilen embryo sayısı) oranlarının elde edilebildiğini göstermiştir.

Tüp Bebek

1-Yumurta toplama işlemi sonrasında yumurtalar özel kültür solüsyonları içerisinde 37C sıcaklık ve %6CO2 içeren özel inkübatörlerde matürasyonlarını (olgunlaşma) tamamlamak için 3-5 st.inkübe edilir.

2-Bu süreç içerisinde semen örneği yıkanarak işleme hazır hale getirilir ve dölleme işlemi yapılana kadar 37C sıcaklık ve %6CO2 içeren inkübatörlerde bekletilir.

3-Süre bitiminde hazırlanan sperm örneğinden; sayı ve hareketliliğe bağlı olarak belirlenen bir konsantrasyonda oositlerin(yumurtaların) kültüre edildiği ortama bırakılır ve 14-16 saat döllenme işleminin gerçekleşmesi için 37C sıcaklık ve %6CO2 li ortamda inkübe edilir.

4-Bir gün sonrasında yumurtalar çevrelerindeki hücrelerden arındırılarak döllenme kontrolü yapılır.Yumurta içerisinde dişi ve erkek çekirdeğinin gözlenmesi döllenme göstergesidir.

Mikroenjeksiyon

1-Yumurta toplama işlemi sonrasında oositler kültür solüsyonları içerisinde matürasyonlarını tamamlamak amaçlı 2-3 saat 37C sıcaklık ve %6CO2 içeren inkübatörlerde bekletilir.

2-Bu süre içerisinde semen örneği hazırlanır.

3-Süre bitiminde yumurta çevresindeki hücreler mikroskop altında temizlenerek matürasyonları kontrol edilir. Genel dünya istatistiklerine göre toplanan yumurtaların %70-75 inin matür (olgun) olmaları gereklidir. Sadece olgun yumurtalara işlem yapılmalıdır. (İmmatür-olgun olmayan oositlerden özel kültür ortamlarında 2-24 saat içerisinde olgunlaşabilmiş olanlarına mikroenjeksiyon işlemi uygulanabilir. Fakat bu süreç içerisinde oositler canlılık kaybına uğrayabildikleri için elde edilebilen embriyolarla gebelik oranları daha düşüktür.)

4-Oositler çevrelerindeki hücreler temizlendikten sonra 1-2 saat daha 37C sıcaklık ve %6CO2 içeren inkübatörlerde bekletilmeye devam edilir ve mikroenjeksiyon işlemi yapılır. Mikroenjeksiyon işleminin tüp bebekten en belirgin farkı mikroskop altında özel mikromanüplatörler yardımıyla tek bir spermin tek bir oosit içerisine mekanik olarak yerleştirilmesidir. Daha sonraki döllenme ve embriyo gelişim aşamaları benzerdir.

5-Döllenmeyi takiben 24 saat içerisinde yumurtalar 2-4 hücreli aşamaya 72. saatte 6-8 hücreli aşamaya 96. saatte morula adı verilen çok hücreli aşamaya ve5-6. günlerde ise embriyonun rahme tutunmadan önceki son aşaması olan blastokist aşamasına ulaşabilirler. Döllenmiş yumurtalar 24. saatte bölünme aşamasına geçtikten itibaren morfolojik yapıları mikroskop altında incelenerek belirli bir sınıflandırma yöntemi ile kaliteleri gruplandırılır. Bu sınıflandırmada embriyonun o günki olması gereken hücre aşaması (klivaj hızı), hücrelerin birbirine olan eşitliği, fragmantasyon adı verilen embriyo ileri gelişimini olumsuz yönde etkilediği gösterilmiş hücre içi atipik yapıların embriyo içerisinde bulunma yüzdesi, hücre içi görünümünün parlaklık ve homojenliği gibi özellikler dikkate alınır. Bu değerlendirmelere göre en iyi kalitedeki embriyolar o günki olması gereken bölünme aşamasına ulaşabilmiş, hücre büyüklükleri birbirine eşit ve homojen görünümlü, hiç fragmantasyon içermeyen embriyolardır. (G1 embriyo) G2 embryo:G1′den farklı olarak %20′nin altında fragmantasyon içeren; G3 embriyo hücreleri birbirine eşit olmayan %20-50 fragmantasyon içeren ; G4 embriyo ise hücreleri eşit olmayan %50′nin üzerinde fragmantasyon içeren embriyolardır. Yapılan çalışmalar G1-G2 embriyoların transferi ile bu embriyoların gelişim potansiyellerinin daha yüksek olmasına bağlı olarak gebelik oluşma şansının G3-G4 embriyoların transferine göre daha yüksek olduğunu göstermiştir. Bunun yanında G1 ve G2 arasındaki oranla G3 ve G4 arasındaki oranlar benzerdir. Embriyolar blastokist aşamasına ulaştıklarında kendi aralarında kalitelerine göre tekrar sınıflandırılırlar. Bu sınıflandırmada blastokistin gelişim hızı ve iç hücre tabakasının yapısı dikkate alınır. Bu gruplandırmaya göre iyi kalitede blastokistler BG1-BG2 (BG1 ve BG2 arasındaki tek fark BG1 blastokistlerin daha hızlı gelişmesidir.); Kötü kalitede blastokistler ise BG3 olarak adlandırılır. BG1-BG2 blastokistlerin gebelik oluşturma şansları BG3 blastokistlere göre daha yüksektir. BG1 ve BG2 arasındaki fark ise benzerdir.

6-Embriyo transferi embriyo gelişiminin 2-6. günleri arasında yapılabilir. Günümüze kadar yapılan çalışmalar halen çelişkili olmakla beraber transfer gününe göre gebelik oranları benzerdir.

Blastokist Transferi

Blastokist döllenmiş yumurtanın ana rahmine tutunmadan ulaşmış olduğu son gelişim safhasıdır. Embriyonun çapı blastokist aşamasına ulaşırken giderek büyür ve dış kılıf incelir. Blastokist dış kılıfından sıyrılarak (hatched blastokist) rahmin iç tabakasına tutunur ve gebelik oluşturur. Günümüz kültür ortamlarında embriyoların ancak ortalama %45′i bu aşamaya ulaşabilmekte bu blastokistlerinde ancak %15-20′si hatched aşamaya kadar gelişimini devam ettirebilmektedir. Bu oranlar bölünme aşamasındaki embryolar kötü kalitede olduğunda dahada düşmektedir. Bu sebeplerden dolayı blastokist transferi günümüz şartlarında ancak selektif hasta gruplarında uygulanması durumunda gebelik şansını arttırabilmektedir. (En fazla kabul gören endikasyonlar: En az iki başarısız IVF-ICSI siklusu olan ve embriyo gelişiminin son aşamaya kadar daha dikkatli gözlenmesi gereken hastalar, çoğul gebelik riski yüksek, genç ve fazla sayıda embriyosu olup gelişim potansiyeli yüksek embriyoların (blastokist) seçilebilip daha az sayıda embriyo transferi gerektiren hastalar)

Embriyo Dondurma

Embriyoların koruyucu kültür solüsyonları (krioprotektanlar) içerisinde dengelendikten sonra özel bir alet ile kademeli olarak soğutularak dondurulması ve sıvı nitrojen (-196C) içerisinde depolanması işlemlerini içerir. Embriyo kalitesine ve hasta yaşına bağlı olarak transfer edilecek embriyo sayısı 2-4 arasında değişebilir. Hastanın transfer sonrasında (yada olumsuz klinik bulgulardan dolayı o siklusta hiç transfer yapılmadan) iyi kalitede daha fazla sayıda embriyolarının bulunması durumunda tekrarlayan siklusta transfer edilmek üzere bu embriyolar dondurulabilir. En iyi kalitede embriyolar dondurma işleminden minimal zarar göreceğinden dolayı (Dondurma çözme sonrasında embriyolarda canlılık oranı;%75-%90) sadece iyi kalitede embriyolar dondurulur. Kötü kalitedeki embriyoların dondurulması durumunda yaşama olasılıkları çok düşüktür (%20-%25). Dondurma işlemi transfer edilecek embriyoların seçimi sonrasında 2-6. Gün arasında yapılabildiği gibi döllenmenin gerçekleştiği günde uygulanabilir. Dünya istatistiklerine göre dondurulmuş embriyoların çözme sonrası transferi ile gebelik oranları %25-50 arasında değişmektedir. Bu oranlar klinik ve laboratuar prosedürlerine, hasta yaşına, infertilite sebebine, çözülen embriyo başına canlılık oranına göre değişkenlik göstermektedir.

Testis Biopsisi

Ejekülatında hiç sperm hücresine rastlanmamış (Azospermi) yada ejekülat spermlerinin hepsinin yada en az %80 inin ölü olduğu hastalarda sperm hücreleri sperm üretiminin kaynağı olan testislerde yada epididimde (kanallarda) aranır.

Azosperminin sebebi kanallarda (epididim) tıkanıklık (obstrüktif azoospermi) ise kanallardan aspire edilen sıvı içerisinde laboratuvarda mikroskop altında spermin varlığı araştırılır. (MESA- mikroepididymal sperm aspirasyonu yada farklı bir yöntem olan PESA-perkütan epididiymal sperm aspirasyonu) Kanallarda sperm hücresine rastlanmazsa testis biopsisine geçilir.

PESA/MESA’da sperm bulunamayan olgularda yada azoospermi sebebi direkt olarak testis (yumurtalık) teki üretim bozukluğuna bağlı olan hastalarda (non-obstrüktif azoospermi) sperm hücresinin varlığı kanallardan alınan sıvı (epididim) yerine testisten parça alınarak araştırılır.

Testis biopsisi esnasında alınan doku parçası laboratuarda mikroskop altında incelemeye alınır.

Doku parçası alınmış ise parça laboratuarda tamamıyla ayrıştırılarak olası sperm hücrelerinin açığa çıkması sağlanır.

İnceleme bitiminde örnek yıkama işlemine alınır. Bu işlem iki aşamadan oluşup sperm sayısına göre 35-45dk. arasında sürebilir.

Testis biopsisi işlemi eşin yumurtalarının toplandığı gün yapılabileceği gibi 24st. öncesindede uygulanabilir. 24st. öncesinde yapılması durumunda IVF laboratuarında yıkanarak hazırlanan örnek 37C sıcaklık ve %6CO2 içeren (amaç yapay vücut ortamı yaratmaktır) inkübatörlerde mikroenjeksiyon işlemine kadar inkübe edilebilir. Testis spermleri olgunlaşmamış hücreler olduğundan henüz hareket kabiliyetlerini kazanmamış olabilirler. Bu sebeple doku parçasının 24 saat önce alınması ve yıkanan örneğin inkübatörlerde bekletilmesi sperm hareket faaliyetinin başlaması açısından da yararlı olabilir.

Preimplantasyon Genetik Tanı( PGT)

PGT’nin yardımcı üreme teknikleri arasında şu ana kadar kabul gören ana endikasyonları; ileri yaş (38 yaş ve üstü), tekrarlayan başarısız IVF-ICSI denemeleri, tekrarlayan düşükler ve kalıtımsal genetik bozukluklardır. Yapılan çalışmalar bu hasta gruplarında (selektif) yöntemin uygulanması durumunda genetik olarak sağlıklı embryoların seleksiyonu ile daha yüksek gebelik oranlarının elde edilebileceğini savunmaktadır. PGT’nin IVF-ICSI (tüp bebek-mikroenjeksiyon) siklusuna giren her hastaya (non-selektif) uygulanması durumunda gebelik oranlarını arttırabildiğini gösteren bir çalışma henüz yayınlanmamıştır.

Hastaya uygulanacak genetik tanıya bağlı olarak yumurtaların toplandığı gün yumurtadaki genetik materyalin bulunduğu 1. kutup cisimciğinden ,döllenmiş oosite ait 1.ve 2. Kutup cisimciğinden, çoğunlukla embryo gelişiminin 6-8 hücreli aşamasında yada blastokist aşamasında uygulanabilen bir yöntemdir.

Genetik analiz prosedürleri esnasında yabancı hücrelerden kaynaklanabilecek kontaminasyon riskinden dolayı PGT uygulanacak hastalarda ICSI tercih edilir.

Genetik analiz işleminin embriyo aşamında uygulanabilmesi için embriyoların 72.st.te en az beş hücre içermeleri gerekir.

Bu aşamaya ulaşabilmiş embriyolardan bir yada iki hücre IVF laboratuarında özel mikromanüplatörler yardımıyla mikroskop altında çıkartılır. Embriyodan hücre çıkartılmasını kolaylaştırmak amaçlı biopsi öncesinde embriyolar içerdikleri hücreler arası bağları gevşeten özel solüsyonlar (Ca-Mg free solüsyonlar) içerisinde bekletilir (Biopsi işlemin doğru ve dikkatli yapılması durumunda embriyonun ileri gelişimine olumsuz bir etkisinin olmadığı yapılan bilimsel çalışmalarla gösterilmiştir.)

Alınan hücreler inceleme için genetik laboratuarına aktarılır. İnceleme 1-2 gün sürebilir.

Genetik analizin sonuçlanması ve transfer edilecek sağlıklı embriyoların tespit edilmesi durumunda embriyo transferi analizin yapıldığı yumurta yada embriyo aşamasına bağlı olarak 3-5. günler arasında yapılabilir.

Assisted Hatching (Destekli Yuvalama)

Yardımcı üreme tekniklerinde kabul gören assisted hatching endikasyonları: ileri yaş (35 yaş ve üstü), en az bir kez tekrarlayan başarısız IVF-ICSI siklusu, yüksek bazal hormonal değerler, embriyo dış kılıfının normalden daha kalın olması ve kötü embriyo kalitesidir. Yöntem selektif olarak bu hasta gruplarında uygulandığında gebelik oranlarını arttırabilir. Bu endikasyon gruplarına dahil olmayan hastalara uygulanması durumunda gebelik oranları üzerinde etkisinin olmadığı yapılan çalışmalarla gösterilmiştir.

Normal gelişimini tamamlayabilen bir embriyo rahmin iç tabakasına tutunmadan önce dış kılıfından sıyrılabilmelidir. Destekli yuvalama işleminde amaç embriyonun dış kılıfını transfer öncesinde bir miktar inceltebilmek böylelikle rahme tutunmasını kolaylaştırarak gebelik şansını arttırabilmektir. Bu işlem embriyo gelişiminin farklı aşamalarında uygulanabilir (2-5.gün). Yapılan bilimsel çalışmalar henüz ilk bölünme safhasını yeni tamamlamış 2 hücreli embriyolarda assisted hatching işleminin hücre ileri gelişimini olumsuz yönde etkileyebileceğini göstermiştir. Bu sebeple assisted hatching işlemi 2 hücreli embriyolara uygulanmaz. Destekli yuvalama IVF laboratuarında farklı metodlarla uygulanabilir. Ör: Lazer ışınları kullanarak, asidik solüsyonlarla eriterek yada sivri pipetler yardımıyla keserek. Yapılan bilimsel çalışmalarda farklı yöntemlerde benzer gebelik oranları bildirilmiştir. Günümüzde laser assisted hatching yönteminin en hızlı- pratik yöntem olması ve minimal düzeyde kullanıcı tecrübesi gerektirmesi en yaygın olarak kullanılmasına sebep olmaktadır.

Op Dr Ahmet Bostancı

Ahmet Bostancı ve Ahmet Bostancı Tüp Bebek adres ve telefon bilgileri yukarıdaki gibidir. Eğer yukarıda yer alan Ahmet Bostancı ve Ahmet Bostancı Tüp Bebek bilgilerinde bir hata olduğunu düşünüyorsanız lütfen bizimle iletişime geçiniz.

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

Kapalı