Ankara Tüp Bebek Merkezleri

Prof Dr Sevtap Hamdemir Kılıç – Tüp Bebek Ankara ve Riskli Gebelik Ankara Uzmanı

Prof Dr Sevtap Hamdemir Kılıç / Tüp Bebek Ankara

Prof Dr Sevtap Hamdemir Kılıç Adres: Kızılırmak Mah.  Ufuk Üniversitesi Cad. The Paragon Tower İş Merkezi, No:2/80,  06510 Söğütözü/ANKARA, Türkiye

Prof Dr Sevtap Hamdemir Kılıç Telefon: +90 312 2844435 Numarayı Tıklayarak Arama Yapabilirsiniz

Prof Dr Sevtap Hamdemir Kılıç Alternatif Telefon : +90 532 4761139

Prof Dr Sevtap Hamdemir Kılıç E-Posta Adresi : sevtaphamdemirkilic@gmail.com

TÜP BEBEK TEDAVİSİ

Yaklaşık yüz yıl kadar önce 1786’da John Hunter insanda ilk aşılamayı tanımladı. Hunter enjektöre çekmiş olduğu semeni kadın vajinasının içerisine enjekte etti. Eş zamanlı olarak 1800’lü yılların ortalarında bir Amerikanlı araştırmacı Marrian Sİms benzer bir yöntem ile elli beş insenimasyondan bir gebelik elde etti.1863’de çalışmasını infertilite tedavisinde suni aşılama olarak Clinical Noters on Uterine Surgery dergisinde yayınladı. Daha sonraki yıllarda tavşan deneylerinde tavşana yüklenen iki angora iki Belçika tavşan embriyosu iki Angora iki Belçika tavşanı olarak doğdu. Ardından 1932 yılında insanla ilgili olarak ilk IVF’in ön çalışmalarını başlatan ilk tabanlar atılmış oldu.

İnfertil çiftin değerlendirilmesinde ;

YUMURTA KALİTESİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ

 

–              FSH : Yaklaşık olarak on iki mIU/mL değerinin üzerindeki değerlerde gebelik açısından düşük şansla bağlantılıdır. Bir çok çalışma hafif artmış değerleri bağlantılıdır. Bir çok çalışma hafif artmış değerleri hasta yaşı ile karşılaştırdığında hasta yaşının genç hasta grubunda FSH değerinden daha anlamlı olduğu ancak yaşlı hasta grubunda FSH yüksekliğine gebelik şansının göstermede daha iyi bir belirteç olduğu savunulmuştur. FSH hormonu östrojen hormonu ile ilişkiye sahip olup değerlendirme yapılırken üçüncü gün östrojen değerinin FSH ile beraber anlamlı olduğunu söylemek mümkündür. FSH seviyeleri siklustan siklusa değişebilir. Fakat her siklusta ısrarlı yükseklik tek bir siklustaki yükseklikten yumurtalık rezervini belirlemede daha anlamlıdır.Dolayısı ile yüksek FSH değerlerinde başlanan tedavilerin siklus iptali, düşük gebelik oranları ile bağlantısı bilinmektedir.

–              Antral Folikül Sayısı : Aday yumurta sayısı transvaginal ultrason ile çok rahatlıkla belirlenebilir. Her bir over de yaklaşık 5-10 folikül normal cevaplı yumurtalık olarak değerlendirilir. Her bir yumurtalıkta ondan fazla yumurta yüksek riskli ya da polikistik over görünümü tarif eder. Düşük antral folikül sayısı totalde 5 ya da 6’nın altında yumurta sayısını ifade eder. Bu değer düşük over rezervi olarak değerlendirilir. Tedaviye başlarken aday yumurta sayısının ya da antral folikül sayısının iyi belirlenmesi tedavi protokolünü belirlemede oldukça önemlidir. Antral folikül sayısı ve FSH değerleri bir arada hasta tedavisinin yönetiminde daha anlamlıdır.

–              AMH : Bu hormon canlı doğum ve overyal cevabı belirlemede antral folikül sayısından daha iyi bir belirleyicidir. Adetin her döneminde siklus bağımsız olarak bakılabilir. Az da olsa bazı vakalarda düşük AMH düzeyi gebelik ve yeterli yumurtalık cevabı ile birlikte olabilir. AMH seviyesi 3,36 ve üstü değerlerde yüksek yumurtalık cevabı ve OHSS ile birlikteliği olabilir.

–              Klomifen Sitrat Challenge Testi : Normal FSH değerleri olan hastalarda düşük over rezervi belirlemek amacı ile kullanılır.Antral folikül sayısı ve AMH destek amaçlı kullanılabilir.

TEDAVİ PROTOKOLLERİNİN OLUŞTURULMASI İÇİN HASTALARIN GRUPLANDIRILMASI

–  Polikistik Over Sendromu : PCOS’lu hastalar simülasyona aşırır cevap verirler. Fakat her zaman döllenme oranları yüksek değildir. Ancak gebelik oranları diğer kadınlardan daha iyidir. 10 uluslar arası çalışmada metformin embriyonun tutunma oranlarını  arttırdığı, düşük olasılığını azalttığı ek olarak da OHSS oluşumunu azalttığı bildirilmiştir. Metformin kullanımı ile kaliteli yumurta oluşumu, embriyo kalitesi ve gebelik oranı klomifen dirençli polikistik overli hastalarda artmıştır. Bu nedenle polikistik overli hastalarda metformil kullanımı oldukça değerlidir.

– DHA Kullanımı :  Artan yaşla beraber böbrek üstü kaynaklı androjenler DHA ve testesteron azalır. Oysa ki testesteron yumurta hücrelerinin etrafındaki granüloza hücrelerini destekleyen bir moleküldür. Yumurtanın içerisindeki testesteronun yarısı ise DHA’dan oluşur. Bir çok çalışma DHA desteğinin faydalı olduğunu ağız yoluyla 2-3 ay, transdermal en az 3 hafta yumurtalığın ilaca verdiği cevabı arttırdığını ispatlamıştır. Düşük yumurtalık cevabı olan hastalar başta olmak kaydı ile androjen tedavileri başarılı sonuçlar sağlamaktadır.

– Büyüme Hormonu : Grood hormon ve IGF1 düşük cevaplı hastalarda azalır. Büyüme hormonu tedavilerinin düşük yumurtalık cevabı olan hastalarda üç dört kat arttırdığı bilinmektedir.

ERKEĞİN DEĞERLENDİRİLMESİ

– Sperm Analizi ile Beyaz Küre Kültürleri : Sperm analizleri stres, bazen ateşli hastalıklara bağlı olarak kişisel farklı zamanlarda farklılıklar gösterebilir. Sperm kalitesi ile tüp bebek başarısı birbiri ile oldukça sıkı ilişkiye sahiptir. Ancak bilinmelidir ki, pyo spermi ( iltihaplı semen) dahil olmak kaydı ile sperm fonksiyonlarını azaltmak ile beraber tüp bebekte dölleme oranlarını embriyo kalitesini etkilememektedir.

– Sperm Morfolojisi : Bir çok açıklanamayan infertilitesi olan hastalarda anormal sperm morfolojisi ile karşılaşılmıştır. Dünya Sağlık Örgütü tarafından %4’ün altında normal sperm morfolojisine sahip olan hastalarda başarısız fertilizasyon şansı arttığı kabul edilmiştir. Ek olarak bu hastalarda implantasyon ( tutunma) ve devam eden gebelik oranları da etkilenmektedir.

– Antisperm Antikorlar : Kadında döllenmeyi bozabilirler. Bugün bir çok merkezde antisperm antikor rutin olarak ölçülmemektedir. Ancak hikayesinde testis yaralanması ya da cerrahisi olan hastalar için düşünülebilir.

– Spermde DNA Hasarı : DNA hasarı açıklanamayan infertilitede sebep olabilir. Çeşitli yöntemlerle bakılabilmektedir. Artmış DNA hasarı ile yapılan IVF sikluslarındaki başarısızlığında sebep olarak embriyonun gelişim aşamasında zayıf gelişim göstermesi durumunda DNA hasarı düşünülebilir. Son zamanlarda yapılan bazı yayınlarda artmış düşük oranı  ile DNA hasarı arasında ilişki tanımlanmıştır. Bir çalışmada antioksidan kullanımı ile spermde DNA hasarı oranı azaltılabileceği savunulmuştur. Son zamanlarda sperm seçiminde hyalunora kullanılarak düşük hasarlı sperm seçimi sağlanabileceği savunulmuştur. Hastanın testisinden alınan sperm ile de DNA hasarının azalmayacağı bazı çalışmalarda da testiküler (yumurtalıktan alınan )  spermin daha az hasarlı olduğu idda edilmiştir. Büyütme ile  high magnifation ile tüp bebek esnasında sperm seçimi açıklanamayan IVF başarısızlığı olan çiftler için düşünülebilir.

– Seksual Disfonksiyon : Nadiren anksiyete nedeni ile hastalarda sperm alınamayabilir. Bu durumda çeşitli ilaçlar yolu ile sertleşmeyi ve cinsel arzuyu arttırma yoluna gidebilir. Fakat hala sonuca ulaşılamıyorsa hastadan testiküler yolla sperm elde edilebilir. Ya da bir diğer seçenek hastanın bu problemi önceden biliniyor ise dondurulmuş sperm kullanılabilir.

EMBRİYO TUTUNMASINI ENGELLEYEN PELVİK PROBLEMLER

– Chylamadia : Çok çeşitli çalışmalarda chylamadia enfeksiyonun hem düşüğü hem de gebeliği etkilediği bildirilmiştir. Bu enfeksiyonun kronik endometrial enfeksiyona yol açarak bunu sağlayabildiği düşünülmüştür. En önemli dikkat edilecek nokta bazen servikal kültürlerin negatif olmasına rağmen endometrial enfeksiyonun olmadığının ispatlanamayacağı yönündedir. Bu nedenle açıklanamayan infertilitesi olan hastalarda profilaktik tedavi IVF sonuçlarını etkileyebilir.

-Trial ( Deneme ) Transferi : Gerçek transferden önce eğer endometrial kanal ile ilgili olarak kaygı taşıyor isek  kanal değerlendirmesi yapılabilir. Bu yola darlığı olan hastalarda gebelik oranlarını arttırdığı bildirilmiş ve işlem esnasında zor transfer oranını azalttığı tespit edilmiştir. Fakat bu işlemin yumurta toplama esnasında yapılması uygun değildir. Histereskopi yöntemi ile rahim kanalını hazırlamak  transferi zor olan hastalarda darlığı açmak için bir önceki ayda uygulanabilir.

– Rahim ve Tüp Anomalileri : Özellikle polipler ve myomlar kolaylıkla yapılan ultrasonografi ile tespit edilebilir. Ancak bir çok tüp bebek uygulayıcısı tüp bebek işleminden önce rutin olarak her hastaya hidrosonografi ya da histereskopi uygulamaktadır. Histereskopi yolu ile polipleri ya da kronik rahim içi enfeksiyonları izlemek mümkündür. Yapılan son yayınlarda bir cm ve altındaki poliplerin alınmasının önemini savunmaktadır. Uterin septum ya da rahim içi perdeler artmış düşük ve erken doğum oranları ile beraberlikleri mevcuttur. Ancak histereskopi ile önceden tespit edilmesi bizi gebelik öncesinde tedavi şansı sağlamaktadır.

Çeşitli çalışmalarda hidrosalfenks yani içi su dolu tıkanmış tüp ile tüp bebek işlemi yapılan hastalarda gebelik oranlarının %50 azaldığını bildirmiştir. Hidrosalfenksli olan hastalarda rahim içi tutunmayı sağlayan implantasyon markerlarının azaldığı ancak tüpün alınması ile beraber normal paterne geri döndüğü tespit edilmiştir. Tek tüpte dahi hidrosalfenks mevcut olsa da cerrahi sonrası diğer tüp sağlıklı ise spontan gebelik bile bildirilmiştir. Bazen hidrosalfenks görünümü her zaman vaginal ultrasonografi ile izlenmeyebilir. Bu nedenle yumurta büyütme tedavisi ile birlikte başlangıçta görünmeyen bir hidrosalfenks tedavi esnasında tespit edilebilir. Bu durumda yumurta toplama işlemini gerçekleştirmek ancak transferi ertelemek düşünülebilir.

Endometriozis :  Bazı çalışmalar ileri evre endometriozis ve açıklanamayan başarısızlığı olan hastalarda endometriozis kökenli gebelik oranlarının azaldığını savunmuştur. Hastalığın evresinin artması ile olumsuz gebelik oranları birlikteliği bildirilmiştir. Buna sebep olan faktörler arasında rahmin endometrial yapısındaki hücresel değişiklikler ve endometrial anomaliler tanımlanmıştır. Birkaç önemli uluslar arası çalışmada 3-6 ay GnRH agonist tedaviler ile gebelik oranlarını özellikle üçüncü ve dördüncü evredeki endometriozis hastalarda arttığı ispatlanmıştır. Embriyoların dondurulması ardından transferi endometriozisin yarattığı endometrial hasar için bir miktar koruyucu olabilir. Tedavi öncesinde hastalara doğum kontrol hapları kullanılması endometriozisli hastalardaki endometrium anormalliklerini bir miktar azaltabilir.

-Myomlar : Özellikle rahim iç duvarında yerleşmiş olan myomlar gebelik oranlarını belirgin derecede azaltır. Beraberinde rahim iç duvarına bası yapan myomlarda gebelik oranlarını azaltmaktadır. Myomların alınmasından sonra gebelik oranları artmaktadır. Rahim kas tabakası içerisinde olan yani intramural yerleşimli olan myomların özellikle 4cm ‘ nin altında ise alınıp alınmayacağı tartışmalıdır.Ancak intramural dahi olsa tekrarlayan başarısızlıklarda myomun rahme yarattığı basıyı ve içerisindeki kan ve sıvı birikimini göz önüne alarak cerrahisi düşünülebilir. Büyük myomlar tüp bebek gebelikleri sonrasında artmış düşük oranları ile karşılaşılmasına neden olabilirler. Özetle rahim iç zarında ve intramural 4cm’nin üzerinde tüp bebek öncesinde çıkarılması uygun olan myomlardır.

-Adenomiyosis : Adenomiyosis tüp bebek tedavisinde artmış düşük ve düşük IVF başarısı ile beraberliği olan lezyonlardır. Tanısı, yüksek kalitede bir ultrason ile konulabileceği gibi daha etkin olarak magnetik rezüdans ile konulur. Rahim kas tabakası içerisinde düzensizlikler ile kendini gösterir. Beraberinde endometriozis ile birlikte olabilir. Embriyo transferi öncesinde GnRH anolokları ile  baskılama yapmak gebelik şansını arttırabilir.

HAYAT STİLİ DEĞİŞİKLİKLERİ

5.1 Sigara : Dünya çapında yapılan büyük meta analizlerde sigara içmenin gebelik şansını azalttığı hatta sigarayı bıraksa dahi uzun süre etkilerinin devam ettiği belirtilmiştir. Sigara ile düşük olasılığı arasında sıkı bir ilişki vardır. Sigara hem kadında hem erkekte başarıyı etkileyen olumsuzluklar içerisinde önemli bir noktadadır. Erkeklerde kadınlardan farklı olarak 3-6 ay öncesinden sigarayı bırakmış olmak sperm kalitesini önemli yönde etkileyecektir.

5.2 Kafein : Yaklaşık olarak günlük 2 mg veya daha az kafein tüketimi gebelik şansını pozitif yönde etkilemektedir. Dolayısı ile yüksek gebelik şansı için kafein tüketimini minimalize etmek veya defainize ürünleri tercih etmek hasta açısından pozitif etkiye dönüştürecektir.

5.3 Obezite : Artmış erken doğum , düşük oranı ve azalmış gebelik oranları ile bağlantılıdır. IVF öncesi kilo kaybı perinatal bebek ölüm ve hastanede kalış sürelerini azaltmakta sadece egzersiz dahi şişman hastalarda oksitatif stres üzerinde yarattığı pozitif etki ile gebelik oranlarını olumlu yönde etkilemektedir.

5.4 Alkol : Alkol alımı yüksek dozda azalmış IVF başarısı, artmış düşük oranı ile bağlantılıdır. Kadın veya erkeğin her birinin alımı da başarıdaki şansta etkin sebeptir.

5.5 Diyet : Kadın veya erkekte Akdeniz tipi beslenme başarıda oldukça pozitif etkiye sahiptir. Örnek verecek olur isek kırmızı etten doymuş yağ asitlerinden fakir deniz hayvanlarından, yeşil sebze ve meyveden zengin beslenme başarıyı arttırır. Son çalışmalar Omega 3 yağ asitlerinden zengin desteğin günlük 1800 mg ve daha fazla altı yedi aylık periyotta sperm hareketlilik ve morfolojisi üzerinde pozitif etkiye sahiptir. Omega 3 yağ asitleri kadın partnerinde IVF başarısını pozitif yönde etkilemektedir.

Destek Ürünler : Omega 3 ve antioksidan seçenekleri diyet veya destek ürünlerle sağlanabilir. Hücre içerisinde enerji santrali gibi düşünebileceğimiz organelin ismi mitokondridir. Mitokondri fonksiyonları yaş ile beraber azalır. Bu nedenle yumurta bölünüp gelişmesi için gereken enerjiyi mitokondriden sağlayamazsa embriyo gelişim aşamasında çeşitli sorunlar yaşanabilir. Yaşlı farelerde yumurta ile ilgili fonksiyon bozuklukları QenzimQ10 yoluyla geliştirilebileceği savunulmuştur. Yalnız bu konu ile iligli gebelik oranlarını arttırdığını savunan çok az çalışma vardır.

5.6 Psikososyal Bakış Açısı : Stres, anksiyete,depresyon düşük tüp bebek başarısı ile ilişkilidir. Maliyetle iligili kaygılarda hastaların stresini dolayısı ile başarısını olumsuz yönde etkilemektedir. Stres ve anksiyeteyi azaltıcı profesyonel ekip desteği başarıyı arttıracaktır. Çoğul gebeliklerde anne de bazen kişisel ve annelik hissini arttırmaktadır. Erken dönemde bağlantıya geçmek bu ailelerin uzun süreli davranışsal stres yönetimlerini sağlamalarını kolaylaştırmaktadır. Hastalara önerimiz tedavi sürecinde olabilen en düşük stresi taşımalarını gerekirse bu konuda yardım almalarını kendilerini streslendiren faktörleri geri plana atmalarını önermekteyiz. Çalışmalar stresin yarattığı damarsal değişikliklerin azalmış IVF başarısını tetiklediği yönündedir. Stresle birlikte kişiler arasında değişmekle beraber stres aşırı damar kasılmalarını ve böylece matür olgun yumurtanın azalmış kan akımına neden olabilirler. Tüm bu nedenler bozulmuş embriyo morfolojisi ve azalmış gebelik oranları ile birliktedir. Benzer olarak stres nedeni ile testiküler kan akımındaki azalma bozulmuş semen kalitesine neden olabilir. Son zamanlarda yaygın yaklaşımlarından bir tanesi IVF tedavilerini akupunktur yolu ile stres yönetimi sağlanmaya çalışılmaktadır. Fakat henüz bu tedavinin etkin olduğuna yönelik kesin veriler ispatlanmamıştır.

5.7 Genel Sağlık : HIV , Hepatit ve diğer viral enfeksiyonların taraması IVF başarısından ziyade olası gebelikte yavruları potansiyel  hastalıktan korumaktır.

Son çalışmalar düşük D vitaminin tüp bebek başarısı ile bağlantılı olabileceğini savunmakla beraber geniş serilerde yapılan çalışmalarda herhangi bir IVF üzerine etkisinin olmadığı gözlemlenmiştir. Fakat öneriler sağlıklı bir gebeliğe hazırlığı da göz önüne alarak vitamin D düzeyini normalleştirerek tedaviye başlanması yönündedir. Tiroid hormonlarının birinci trimesterda fetal beyin gelişimi üzerindeki etkisi bilinmektedir. Amacımız TSH düzeyini 2,5 mlIUml düzeyinde sağlanması tavsiye edilir. Eğer TSH düzeyleri 2,5 –5 değerleri  ar asında gebelik oranlarının değişmediği yönünde çok sayıda çalışma mevcuttur. Ancak yaşlı kadınlar üzerinde yapılan bazı donasyon tedavilerinde TSH 2,5-5 aralığının gebelik sonuçlarının etkilediği ve artmış düşük oranları ile birlikteliği savunulmuştur. Tüm bu tedavilerde amacımız hem düşük oranlarını azaltmak, IVF başarısını arttırmak için TSH düzeyini normalize etmek amaçlarımız arasındadır. 45 yaş üstü gebeliklerde hastalara pap-smear, mamografi, efor testi, akciğer grafisi ve biyokimyasal analizler tavsiye edilmektedir.

OVARİYAN SİMÜLASYON ( YUMURTLAMA TEDAVİSİ )

OVARİYAN SİMÜLASYON ( YUMURTLAMA TEDAVİSİ )

  1. Overian rezervin belirlenmesi :
  2. Yaş : Yaş, yumurta kalitesini belirlemede en önemli markerdır. Yaş ile kromozomal anomaliler arasında sıkı bir ilişki vardır. Gebelik başarısını etkileyen en önemli marker yaştır. Yaş ile beraber hücre bölünmesi esnasında sıpintıl ismini vermiş olduğumuz kromozomları taşıyan iplikçilerin bozulduğu ve 23-23 öploid kromozom yapısının azaldığı bilinmektedir. Over cevabını ve kullanılacak ilaç dozunu belirleyen en önemli belirteç yaş olmakla beraber  bu her zaman genç hastanın yüksek yumurta sayı ve kalitesine sahip olduğu anlamına gelmez.
  3. FSH : Granüzo hücrelerin FSH hormonunun etkisi ile estradiol ve inhibin B salgılar. Folikül sayısı azaldığında serum östrojen ve inhibin B düzeyi azalır ve bazalde FSH düzeyi artar. FSH değerinin artmasıyla beraber yumurtanın büyüme süresi kısalır ve adet döngüsü arasında kısalmalar başlar. FSH hormonu aydan aya, kişiden kişiye değişiklikler göstermesi nedeni ile iyi bir rezerv belirleyici olarak düşünmek zordur. Israrla devam eden yüksek FSH değerleri düşük over rezervini belirlemede marker olarak değerlendirilebilir.
  4. İnhibin B : İnhibin B, bir polipeptiktir. Granüzo hücreleri tarafından salgılanır. Kadın yaşı ile baeraber azalmış over rezervini gösterir. Fakat klinik kullanımda over rezervinden ziyade overian aktiviteyi belirleyen bir markerdir. Aynı kişide siklus aralarında ve siklus içerisinde farklılıklar göstermesi nedeni ile klinik kullanımı azdır.
  5. AMH : AMH, anti müllerian hormon ; 6-8mm çapında küçük foliküllerin granüzo hücreleri tarafından salınır. Görevi, primerdüan- primer foliküllerden antral folikül gelişimini engellemektir. Serum AMH düzeyi oral kontrseptik kullanıcılarda %20 daha düşük görünebilir. Ancak bu ilacı bırakmakla beraber normale döner. Menstrüal siklusun herhangi bir gününde alınabilir. Sigara kullananlarda GnRH agonisti kullananlarda ve gebelikte değişkenlik gösterebilir. AMH düzeyi ırklar arasında da farklılıklar gösterebilir. AMH düzeyine bakarak tedavi öncesi overian rezerv belirlenebilir. Ancak AMH düzeyi gebeliği belirleyen bir faktör değildir. Ancak canlı doğum oranları ile ilişkili olduğu beraberinde oosit kalitesi ve embriyo sayısını belirlediği ancak kaliteyi belirlemediği gösterilmektedir.
  6. Antral folikül sayısı : Trans vaginal ultrason ile adetli dönemde bakılan boyu 2-10 mm arasındaki yumurta sayısına antral folikül denir. Ancak bu test oldukça duyarlı olmasına rağmen sikluslar arası ve belki bakan kişiye bağlı olarak değişkenlik gösterebilir. Unutulmamalıdır ki ; toplanacak yumurta sayısını gösteren en önemli marker antral folikül sayısıdır. Doğum kontrol hapı kullanımı esnasında antral folikül sayısı azalmış gibi görünmekle beraber ilacı kesince eski haline döner. Antral folikül sayısı, oosit embriyo kalitesi ve canlı doğum oranları hakkında çok iyi bir markerdır.
  7. Çeşitli testlerin bir arada kullanımı : FSH,AMH, Antral folikül sayısının birlikte kullanımı sıklıkla tedavide ek değişkenliği sağlamamaktadır. Yaşı göz önünden çıkardığımız durumda tüm testler yapılan analizlerde benzer ön görülere sahipken yaş ile yapılan multivariyal analizlerde değerleri artmaktadır.
  8. Overian Rezervde Genetik Belirteçler : Eğer yumurtaları üzerindeki reseptörlerde polipon freezen var ise bu kullanılan ilacı cevabı etkiler. Asn680Ser ve 680 genetipi var ise FSH ismini verdiğimiz yumurta büyütme ilaçlarına karşı direnç gösteren bir tedaviyi davet edecektir. Ek olarakFMRrj geni X geçişli bir gen olup çeşitli DNA zincirlerinin mutasyonunu yansıtmaktadır. Sıklıkla prematür overian yetmezlik veya erken menapozla ilişkilidir. Bu gene sahip olan kişilerde erken menapoz düşük AMH seviyeleri, düşük overian rezerv birlikteliği mevcuttur.

Son zamanlarda meme kanseri ile ilişkili olup BRCAI mutasyonlarında düşük AMH düzeyleri ve düşük over cevapları ile ilişkili olduğunu savunan çalışmalar vardır.

Overian Sitümülasyon :

  1. Folikül Gelişimi ve Seçimi : Bir yumurtanın ön yumurta olan primor diar folikülden seçilmiş yumurta olan antral folikül aşamasına geçişi birkaç ay içerisinde olacaktır. Bu seçim adölasan dönemden önce başlayıp menapoza kadar devam eder. Buradaki bazı yumurtaların gelişimi, bazı yumurtaların ise yıllarca veya aylarca orada kalışı bilinmektedir. Fakat buradaki moleküler mekanizmalar bu seçimde etkili olan moleküller tam olarak açıklağa kavuşmamak ile beraber TGF- Beta ailesindeki bazı üyelerin bu proçeste etkili olduğu ve kontrollü hücre ölümünü yönettiği bilinmektedir.
  2. FSH Sınır Değeri ve Penceresi : Perimenstrial dönemde artmış FSH GnRH salınımını arttırır. Bu olay östrojen ve inhibin A ve progesteron düzeylerini kolpus luteumun dejenerasyonu ile lüteal farzda kanamayı başlatır. Yapılan çalışmalarda perimanstrüal artmış FSH birkaç gün devam eder. FSH’nın düşmesi ile beraber erken foliküler farzda gelişmeye devam eder ve dominant Grand folikül halini alırlar.
  3. LH hormonu : Tek dominant folikül seçiminde önemlidir. Artmış LH duyarlılığı FSH ile birlikte mini doz LH’ın yumurta cevabını arttırmasını sağlayabilir. LH hormonu androstenidion östrojene dönüşü aromataz enzimini aktivitesini arttırarak hızlandırır.

Ovaryal Sitümülasyonun Farklı Formları

Yumurta büyütme tedavilerinde amaç normal düzeyin çok üzerinde FSH hormonu vererek normal şartlarda bir tane oluşacak olan yumurtanın yerine çok sayıda yumurta oluşumunu sağlamaktır. En sık rastlanan komplikasyonu çoğul gebeliktir.

Ovülasyon İndiksiyonunda Konsept :  Bu tür tedavilerde amacımız omofoliküler yumurta gelişimi sağlayarak tedaviyi desteklemektedir. Bu işlemde eğer hasta yumurtalayamıyor ise tek yumurta gelişimi fizyolojiye çok yakın bir çizgi oluşturacaktır. Ovülasyon bozukluklarınad sebep bir çok faktörden kaynaklanmakta olup yumurtlama tedavileri yani ovülasyon indiksiyonu başarıyı sağlayabilir. En sık rastladığımız Dünya Sağlık Örgütü ( WHO) sınıflamasına göre class 2 olan yumurtlamayan hastalarda polikistik over sendromudur. WHO class 1 ise santal tip yumurtlama bozukluğu hipotalemik- pritutiray bozuklukta hormonların hipofiz adını vermiş olduğumuz bezden salınımı yetersizdir.

WHO class 3’te yumurtlama yumurtalıktan kaynaklı nedenlerle menapoz erken menapoz ya da ovaryal yapı bozuklukları gibi sebeplerden dolayı gerçekleşmez. Bu grup hasta da yüksek FSH ve düşük östrojen seviyeleri mevcuttur.

OVULASYON İNDİKSÜYONUNDA KULLANILAN İLAÇLAR

CC(CLOMİPHENE CİTRAT)  : En sık kullanılan yumurtlama ilaçlarındandır. Bir antiösterojendir. Beyinde hipotalamus ismini vermiş olduğumuz bölgede östrojen reseptörlerine bağlanır ve hipofizden FSH ismini verdiğimiz yumurtlamayı arttırıcı hormon salınımını arttırır. Eğer adetli ve adetten hemen sonra başlanır ise clomiphene, FSH düzeyi %50 artar. Ortalama günlük dozu adetin 3. Ve 5. Günü arasında başlanan 50,100,150 mg’a kadar arttırılabilen beş gün süre ile kullanılabilen bir ilaçtır. Clomiphene kullanımında yaklaşık olarak 5 ila 12 gün sonra LH ismini vermiş olduğumuz yumurta çatlatma hormonu en yüksek düzeyine ulaşır. Polikistik overli hastalarda clomiphene sitratın yanına metformin eklemek ovülasyon indüksiyonu için insülin direnci olan hastalarda uygulanabilir.

Aromotaz İnhibitörleri günümüzde yumurtlatma tedavilerinde kullanılmaktadır. Yapılan son çalışmalar klomifen ile karşılaşıldığında daha yüksek canlı doğum oranları ile bağlantılı olduğunu bildirmektedir. Fakat aromotaz inhibitörlerinin güvenilir kullanıma uygunluğu açısından daha çok çalışması gerektiği düşüncesindeyim.

Gonodotiropinler  :  Dışarıda iğne yolu ile FSH hormonu vermek ve bu yolla yumurta elde etmek için mutlak suretle düzenli takip gerekmektedir. Bazı çalışmalar rech FSH ile yumurta büyütme oranını %36 bildirmiştir.

Tedaviye başlamak iki şekilde sağlanabilir ;

Bunlardan bir tanesi, kullanılan ilaç dozunu arttıran bir değeri ise Step down yüksek dozda başlayıp giderek azalan doza inerek yumurta büyütme şeklidir. Buna da step down ismi verilir.

Step-up Protokol ile Step-Down Protokol Arasındaki Farklar ;

Step-down daha fizyolojik olmasına rağmen step-up protokolün  tercih edilme sebebi   tek yumurta gelişimi ve ovaryal hipersitülimasyon sendromu step-up protokolde daha az rastlanmasıdır.  Bu nedenle sıklıkla günlük kullanımda step-up protokol tercih edilmektedir.

AŞILAMA TEDAVİLERİ İÇİN YUMURTA ARTTIRICI TEDAVİLER

Consept :  Amacımız aşılama ile ( IUI) açıklanamayan infertilitesi olan hastalarda çoklu yumurta, çoklu ovülasyon ve artmış gebelik şansı sağlamaktır. Aşılama tedavileri klomofen sitrat ya da FSH tedavisi alan hastalara eklenebilir. Klasik olarak klomofen 50-100 mg adetin 3. – 7. Günü aralarında verildikten sonra yumurta büyüklüğü takip edilerek çatlatma iğnesi yapılır. Yumurta büyüklüğü 18-20mm ulaştığında çatlatma HCG verilerek dışarıdan sağlanır.

INFERTİLİTE NEDİR ?

İnfertilite korunma olmaksızın ilişki sonrası gebe kalamamak anlamına gelmektedir.İlişkinin zamanlaması ve sıklığı bir kadının gebe kalabilme şansını etkilemektedir.E ğer bir kadın ovulasyon zamanında sık ilişki sonrası gebe kalamıyor ve başka bir kadın ayda bir kez yanlış bir zamanlamada ilişkiye giriyor ve gebe kalamıyorsa oniki ay deneme süreci sonrası infertil olarak değerlendirilirler.Tanıyı doğrulamak için 12 ay deneme süresi olarak belirlenir.Deneme süresini değiştirmek için diğer nedenler ise kadının  35 yaş üzeri olması veya bilinen infertilite nedenlerinden-anovulasyon,tubal tıkanıklık,endometriyozis gibi-şüphelenilen durumlardır.

İnfertilite toplumlarda yaygın bir problem olmaktadır.Son yıllarda ise inertilite ile ilgili pek çok konu magazin basınında popüler başlıklar olarak yer almaktadır.Bu durum infertilitenin artan oranda farkına varılmasına neden olmuştur.

 

FERTİLİTEYİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER….

MATERNAL YAŞ : Yaşlanma  ile azalan yumurta sayısına ek olarak azalan yumurta kalitesi de mevcuttur.Yaşlanma ile beraber ovulasyon ile atılan yumurtanın kromozomal içeriğide bozulmuşve anomalili bebek olasılığı ve düşük riski artmaktadır.

BABA YAŞI:Kadınlar gibi erkeklerde ileri yaşla beraber gonadol fonksiyonlarda azalma yaşamaktadır.Testesteron üretimi 40+ yaşlarda azalmaya başlar.Tüm olumsuzluklara rağmen erkeğin fertilitesinde ki azalma hafiftir.

İLİŞKİ ZAMANLAMASI:Yapılan araştırmalar GEBELİK  son günü ovulasyon günü olan 6 günlük periyodda ilişki olursa gerçekleşmektedir.Bazı gebelikler ise ovulasyon öncesi 5.günde tek bir ilişki ile de gerçekleşmektedir.İlişki sıklığıda gebelik oranını artırdığı da gözlemlenmiştir.

MESLEKİ RİSKLER:Kimyasallara, çevresel faktörler ya da iş ortamında maruziyet neden olabilir.Kimyasal maddelere maruz kalan erkeklerde infertilite insidansı yüksek çıkmaktadır.

DİYET:Tek başına diyet fertiliteyi etkilediği gözlemlenmemiştir.Fakat dengesiz beslenme over fonksiyonunu bozabilir ve kadını infertiliteye yatkın hale getirebilir.Diğer yandan aşırı kilolu kadınlarda polikistik yumurtalık yapısı olabilir.

HAYAT TARZI:Hayat tarzı konusunda en önemli etken sigaradır.Sigara kadının gebe kalma şansını yarı yarıya azaltmaktadır.Sigara içen kadınlar 1-2 yıl erken menapoza girer ki bu da sigaranın overler üzerinde doğrudan toksik etki etkisi olabildiği düşünülebilir.

KAFEİN:Kafein kullanımı gebelik kaybını arttırdıgı araştırmalarla gözlemlenmiştir.

ALKOL:Alkol gebeliği olumsuz etkilemesine rağmen fertilite üzerinde bir etkisi bilinmemektedir.

STRES VE ANKSİYETE:Stresin infertiliteye neden olduğunu kanıtlamak zordur.Ancak çevremizden duyduğumuz hikayeler ve yaşanmışlıklar stresin fertiliteyi etkilediğini bize göstermektedir.Yıllarca infertiliteyle mücadele eden bir kadının en son evlatlık alması ve bir süre sonra gebe kalması bu tezi güçlendirmektedir.Stres ve anksiyete tedavi sürecini olumsuz etkileyen faktörlerdendir.

İNFERTİL ÇİFTLE İLK GÖRÜŞME:

İnfertilite hem kadını hemde erkeği ilgilendiren bir problem olduğundan ilk görüşmede ve tedaviye yönelik kararlar alınacağı zaman her iki eşin de görüşmeye katılmasını tercih ederiz.İnfertil tanısına sahip çift diğer jinekolojik hastaların klasik ihtiyaçlarından duyduğu iletişimden öte iletişime ihtiyaç duyarlar.

İlk basamak çiftin iyi zamanlanmış düzenli bir cinsel birlikteliğinin olup olmadığını sorgulayıp yeterli süre içerisinde bunu denediklerine emin olmaktır.Eğer kadını ileri yaş ve belirlenmiş bir infertilite nedeni varsa değerlendirmeye 6 aylık sürede başlanabilir.

Çifti normal üreme fonksiyonu konusunda eğitmek önemlidir.Eğitim çiftin tedavi sürecini algılamasına olumlu yönde etkilemektedir.

İlk görüşmenin diğer bir amacı ise infertiliteyi açıklayacak araştırmaya bir yön çizmek için risk faktörlerini belirlemektir. İnfertiliteyi etkileyecek ve gebelik sonucuna olumsuz etki edecek tıbbi,çevresel,gıdasal,sosyal ve genetik verileri gözden geçirmek gerekir.

Son olarak değerlendirme planı çiftle tartışılır.Çift için yapılacak işlemler çifte anlaşılmaz gelebileceği için yazılı bir materyal verilebilir.Sonuç olarak;değerlendirmenin tamamlanabilmesi için gereken tahmini süre ve sonuçlar tartışılıp tedavi hakkındaki tartışmalara başlamak için ne zaman bir takip randevusu programlanması söylenir.

TEDAVİ SEÇENEKLERİ :

OVULASYON İNDUKSİYONU : İnfertil çiftlerin yaklaşık %20’sinde infertiliteye neden olan majör faktör olarak altta yatan ovulatuar disfonksiyon görülür.Diğer etyolojiler ile kıyaslandığında ovulatuar problemler sıklıkla düzeltilmesi en kolay olanlardır.Yine de herhangi bir tedavi başlanmadan önce ovulatuar disfonksiyonun nedenini anlamak önemlidir.Ovulatuar disfonksiyon nedenleri çeşitlidir ve overyan yetersizlik,kronik anovulasyon,hipotalamik kilo ile ilişkili durumlar olarak sınıflandırılabilir.Overyan yetersizlik ya da perimenapozal dönemdeki kadınlar genellikle medikal tedaviye iyi yanıt vermezler.Overyan stimilasyonun bir parçası olarak kullanılabilen hem oral hem de enjektabl bir çok değişik ilaç mevcuttur.

KLOMİFEN SİTRAT:Klomifen uzun yıllar infertil kadılara en çok reçete edilen ilaçtir. Primer endikasyou ovulatuar disfonksiyonun düzeltilmesidir.Diğer ovulasyonindüksiyonuajanları ile karşılaştırıldığında KLOMİFEN ucuz ve uygulaması kolaydır.Diğer indüksiyon ajanları gibi sıkı takip gerektirmez. Progesteron uygulanıp çekilmesini takiben çekilmek kanaması olmayan,hipotalamik disfonksiyonu olan hastalar Klomifen’e yanıt vermez.

YAN ETKİLER:Bilinen ya etkileri vazomotor semptomlar,vizüel semptomlar,abdominal hassasiyet,meme ağrısı,bulantı kusma ve baş ağrısıdır.Kadınların çoğu bu yan etkilerle baş edebilirken bazıları bu yan etkileri tolere edemez.

UYGULAMA : Klomifen 50 mg tablet formu mevcuttur.Spontan yada progesteronla indüklenen menstüel periyodu takiben siklusun 3.-4.veya 5.günü başlanarak 5 gün boyunca 50 mg’lık klomifen dozu önerilen başlangıç dozudur.Basamak basamak artış ile devam edilerek 50 mg,100mg,ve 150 mg doz rejimleri uygulaır.

GEBELİK ORANI :Ovulatuar siklus başına gebelik oranı %10’dur.Çoğul gebelik oranı %8-10’dur.ve çoğul gebeliklerin çoğu ikiz iken %1’lik üçüz olasılığı mevcuttur.

ORAL HİPOGLİSEMİK AJANLAR : Polikistik over sendromunun patogenezinde artık insülin direcinin merkezi bir rol oynadığına inanılmaktadır.Bu durum defektif bir insülin reseptörü veya reseptör sonrası bir defekt nedeniyle insülin etkisinin engellediği insülin direnci durumudur.İnsülin,ovaryan ve sürrenal androjen üretimini arttırır,seks hormon bağlayıcı globülin üretimini azaltır ve hipoizin LH üretimini uyarır.Bütün bunlar normal foliküler gelişim ve ovulasyonu bozan androjenik bir ortam oluşumuna yol açar.İnsülin direnci metabolik bir bozukluktur ve ovulatuar disfonksiyon bunun bulgularından sadece birisidir.

Anovulasyon için standart incelemeyi uygulamak gerekir.Polikistik over bulguları olan tüm hastalarda metmorfin tedavisi düşünülebilir.Açlık kan şekeri bakılır.AKŞ 100 mg/dl üzerinde ise diyabeti ekarte etmek için 2 saatlik glukoz tolerans testi uygulanır.Renal fonksiyon ve karaciğer fonksiyon testlerine de bakılır.Metformin tedavisinin tek potansiyel riski laktik asidozdur.Bu yan etkinin insidansı renal veya hepatik disfonksiyonu olan hastalarda artmıştır.

İNTRAUTERİN İNSEMİNASYON (AŞILAMA)

İntrauterin inseminasyon en yaygın uygulanan fertilite tedavisidir.Servikal faktör,hafif erkek faktörü ve ejakülasyon disfonksiyonuna ikincil infertilitede rasyonel bir tedavi olsa da açıklanamayan infertilite en yaygın endikasyonudur.Terapotik donör sperm inseminasyonu içinde en iyi yaklaşımdır.Fertilite ilaçları kullanarak birden çok follikül gelişimini sağlamak aşılama tedavisinin önemli bir parçasıdır ve başarı şansını artırdığı gösterilmiştir.Ovulasyon indüksiyonu ile birlikte yapılan aşılamanın başarısı tek başına ovulasyon indüksiyonundan daha yüksektir.Sperm yıkama prosodürü seminal plazmadaki bakteri yada toksinleri elemine edebilir ve akrozom reaksiyonunu indükleyerek sperm aktivasyonuna neden olduğu gösterilmiştir.Aşılama uygulamasında servikal mukus içerisindeki muhtemel engeli atlamayı sağlayabilir.Cinsel ilişkinin aksine aşılamada daha fazla sayıda motil sperm uterin kaviteye ulaşır.Aşılama tüm bu teorik yararlarına rağmen aşılama tedavi başarısı tüp bebekten azdır.Yine de infertil çiftlerde tedaviye başlamada ilk basamak aşılamadır.

FSH ENJEKSİYONLARI :

Aşılama tedavisinin bir parçası olan ovulasyon indüksiyonunda FSH enjeksiyonlarının kullanılması başarı oranını arttırır.FSH enjeksiyonlarına siklusun 3.gününde başlanır ve matür folikül gelişene kadar devam edilir.Enjeksiyonlara başladıktan 4-5 gün sonrasında serum östradiol seviyelerinin ölçümü ve vajinal ultrason muayenesi yapılır.

SEMEN ÖRNEĞİNİN HAZIRLANMASI:Genel olarak tek aşılama uygulanır.Semen örneği aşılama günü alınır.İşlem yerinde verilmesi önerilir ancak evdede verilebilir.Ancak 60 dk içerisinde laboratuara götürülmelidir.Vücut ısısında tutulmalıdır.Semen örneğinin sperm konsantrasyonu ve molilitesi incelenir.Semen örneği yıkanır ve hazırlanır.Yıkanma ile prostaglandinler ve bakteriler uzaklaştırılır bu işlem seminal plazmayı uzaklaştırarak spermleri konsantre eder.Güvenlik nedeniyle sperm örneği yalnızca erkek eşten teslim alınır.Diğer kişilerden buna kadın eşte dahil kimseden teslim alınmaz.

**Semen örneği masturbasyon ile 2-3 günlük perhiz sonrasındaetiketlenmiş şeffaf kap içerisine verilir.

**Semen örneğinin sıvılaşması için 20-60 dakika izin verilir.

**volüm ölçülür.

**Hasta ismi ile iki test tüpüne bölünür.

BAŞARI ORANLARI

Her fertilite tedavisinde olduğu gibi pek çok faktör başarıyı etkiler.Açıklanamayan infertilitesi olan hastalarda başarı oranı kullanılan ovulasyon indüksiyonu ajanın tipinden ve aşılama yapılıp yapılmadığından etkilenir.Aşılamayı etkileyen önemli faktörlerden en önemlisi semen kalitesidir.Başarı şansı üzerinde yaşın etkiside vardır.

MALİYET ANALİZİ

Karar verme aşamasında göz önünde bulundurulması gereken bir diğer faktörde maliyettir.Sigorta bazı ülkelerde bunu karşılamaktadır.Bunun dezavantajı ise IVF(TÜP BEBEK)tedavisine geçme için verilebilmesi için belirli sayıda aşılama tedavisini tamamlamış olma şartı vardır.Eğer aşılama tedavisi sonuç vermezse IVF (TÜP BEBEK)tedavisine geçmek kaçınılmaz bir gerçektir.

Hayatımızın en önemli, en hassas, en riskli dönemlerinden ancak belki de en güzel heyecanları yaşadığımız, en güzel mutlulukları paylaştığımız gebelik süreci belli aralıklarla kontrol edilmeyi gerektirir. Bu süreçte tedbiri elden bırakmamak gerektiğini vurgulamamız gerekir. Gebelik süresince bazı belirtilerle ortaya çıkarak veya hiçbir belirti vermeden gizli bir şekilde seyreden ve ilerleyen, sonunda da anne ve bebeğin hayatını tehdit edebilecek durumlara kadar ulaşan hastalıklar görülebilmektedir. Ancak bu noktada annelerimize ve babalarımıza tedbiri elden bırakmamak gerektiğini üstüne basarak vurgulayıp erken teşhisin her zaman bir önlem alınmaya yol göstereceğini ve bir çok olumsuz durumdan bizi kurtarabileceğini hatırlatarak en ufak şikayetlerinizde danışmaları gerektiği hakkında uyarıyoruz.

Yüksek riskli gebelik tanımını kısaca yapacak olursak ya da ne gibi durumlarda yüksek riskli gebelikten şüphelenmeliyiz diye kendimize soracak olursak, gebe kalmadan önce olan ve devam eden sistemik hastalıklar yada gebelik süresince ortaya çıkan bir hastalık durumunda yüksek riskli gebelikten söz edebiliriz.

Bu durumlardan bahsedersek ;

Plasenta Previa: Fetüs ile gebe arasında ilişkiyi sağlayan ve “bebeğin eş kısmı” olan plasentanın, bebek ile doğum kanalının arasında olması yani doğum kanalını kapaması durumudur. Bu durumda tanı 24.haftadan sonra konulur.Plasenta previanın yarattığı riskler arasında erken doğum, bebekte gelişme geriliği, ani bebek ölümü, bebeğin başı ile gelmemesi durumları sayılabilir. Bu durum kendisini genellikle ağrısız kanama ile gösterir. Tanı USG ile konur.

Plasenta Dekolman : Gebeliğin 20. haftasından sonra plasentanın bebeğin doğmasından önce rahim duvarına yapışık olduğu yerden kısmen veya tamamen ayrılması durumudur. Doğum öncesinde karılaşabildiği gibi doğum sırasında da karşılaşılabilir. Belirtilerde kanamaya yoğun rahim kasılmaları, dayanılmaz ağrılar eşlik eder.

Abortus (Düşük) Riski : Gebeliğin ilk 20hafta içinde, 500gramdan az fetüsün intrauterin yani dışarıya atılması durumudur. Kendisini ; ağrısız kanama, gebelik dokusunun vajinal yoldan atılması, ağrılı kanama veya gebelik bulgularının kaybolması gibi belirtilerle gösterir.

Erken gebelikteki yoğun kanama asla göz ardı edilmemelidir.

Hipertansiyon : 140/90 mmHg ve daha yüksek seyreden tansiyon değerlerini risk olarak görmekteyiz. Bu nedenle gebelerimizde rutin kontrollerinde aynı zamanda tansiyon takibi yapılmasına büyük özen gösteriyoruz.

Diyabet :Bebekte oluşan diyabetin nedeni annedeki kan şekeri yüksekliğine bağlıdır. Gebeliğin son döneminde insülin salınımı artacağından dolayı bebekte fazla kilo alımına, akciğer gelişiminde gecikmeye, bazı kalp hastalıklarına ve sinir sistemi hastalıklarına neden olur. Diyabet olan anne adaylarımız gebelikleri süresince rutin kan şekeri takibi yaptırmaları, insülin tedavisi alanların ilaçlarını düzenli olarak kullanmaları aynı zamanda bir diyestisyen desteği almaları gerekir. Gebelik süresince oluşan diyabet hastalığına ise önlem almak amacı ile 24.haftada şeker yüklemesi ile değerlendirme yapılmasını mutlaka onaylıyoruz ve öneriyoruz.

Erken Doğum :Gebelik ve doğuma bağlı bebek ölüm ve hastalıklarının 37 haftadan, özellikle 32 haftadan önce doğan bebeklerde görülür. Erken doğan çocuklarda serebral palsi gelişme riski, görme ve işitme bozuklukları, akciğer hastalıkları görülmesi muhtemeldir.

Suyun Erken Gelmesi :Su kesesi içindeki fetüsü dış ortamdan koruyan ve bebeğin anne karnında gelişimi için çok önemli olan suyu içinde barındıran bir zardır. Bu zarın doğumun başlamasından önce yırtılıp içindeki suyun boşalmasına suyun erken gelmesi denir. Bu durum enfeksiyon başta olmak üzere kan akımı bozulması ve suyun erken gelmesine bağlı olarak beklenmeyen erken doğum gibi risklere sebep olabilir.

Tiroid Hastalıkları : Gebelikte kısmi olarak iyot yetersizliği mevcuttur. Oluşan aşırı bulantı ve kusma nedenleri arasında tiroid hastalıkları akla gelir. Tiroid hormonu fetal beynin erken döneminde gelişimi açısından önemlidir.Bu nedenle ayırıcı tanılarda dikkatli olunmalıdır.

Enfeksiyon Hastalıkları :Gebelik süresince sık görülen bir durumdur. Gebelikte sık görülmesinin başlıca sebepleri büyüyen rahmin idrar torbası üzerine bası yaparak tam boşalmasını engelliyor olması ve idrar yollarının yapısını değiştirerek idrarın böbreklere geri kaçmasına neden olmasıdır.İdrar yaparken yanma, sık idrara çıkma hissi, idrar kaçırma hissi, kasık ve alt karın ağrısı, ateş, titreme, gece idrara çıkma hissi, idrar torbasına baskı hissi gibi belirtiler ile kendini gösteren idrar yolu enfeksiyonları eğer böbreklere sıçramış ise bel ağrısı, titreme, ateş yüksekliği, bulantı ve kusma ile kendisini gösterir. Tanı  ise tam idrar ve idrar kültürleri ile konulmaktadır.Tedavi edilmemesi durumunda erken doğum ve düşük ağırlıklı doğumlara neden olmaktadır.

Rh Uyuşmazlığı : Kan uyuşmazlığı gebe anne ile bebeği arasındaki Rh uygunsuzluğuna verilen addır. Rh uygunsuzluğu, gebelikte ya da kan naklinde Rh(-) bir kişinin Rh(+) kan ile teması sonucu oluşan bir alerjik reaksiyondur. Anti-D İmmun Globulin uygulanması gerekir.

Genel olarak risk gruplarımız ;

–          Anne adayının yaşı ( 18 yaş altı ve 35 yaş ve üzeri )

–          Tekrarlayan düşük öyküsü olanlar

–           Aile ağacında ya da önceki çocuklarında genetik bir hastalık öyküsü olanlar

–           Rh ya da ABO kan uyuşmazlığı olanlar

–           Çoğul gebelikler

–           Gebeliği sırasında zararlı etkenlere maruz kalmış olanlar

–           Gebelik öncesinde var olan ya da gebelik sırasında ortaya çıkan, anneye ait sistemik hastalıklar ( kalp hastalıkları, diabet, troid hastalıkları, hipertansiyon, epilepsi ve bazı kan hastalıkları gibi )

–          Kontrolleri sırasında bebekte herhangi bir anomali ya da problem tespit edilenler

 

Sağlıklımutlu bir gebelik geçirebilmek aynı zamanda sağlıklı bir bebek dünyaya getirebilmek için bu gibi risk faktörlerinde mutlaka titiz davranmalı en ufak şüphede danışmaktan kaçınmamalıyız. Sağlıklı bir bebek dünyaya getirebilmek için sağlıklı bir anne adayı olmamız gerekir. Unutmayınız.

YÜKSEK RİSKLİ GEBELİKLERİN TAKİBİ NASIL YAPILMALIDIR?

Düşük riski taşıyan gebeliklerin başarılı sonlanması çok önemlidir. Bu nedenle hastaların zamanında eğitimlerinin verilmesi bu konudaki en değerli veridir. Bu konuda en çok dikkat edilecek noktalar
  1. Gebelik yaşını belirlenmesi
  2. İhtiyaç ve endişelerinin belirlenmesi

Kadınların en önem verdiği konularla ilgili İstenmeyen duyguların ve kaygıların azaltılması gereklidir.

Birçok kadın gebelik sırasında oluşan pozitif ve negatif seçeneklerinin farkında değildir. Bu nedenle karar alma süreçleri farkındalılıklarla değişecektir. Gebelik programları, multimedya yaklaşımları kullanarak elde etikleri bilgiler ve hekiminin ona sağlayacağı ışık onların sezeryan veya normal doğum gibi doğum şeklini ve yerini belirleyen kararlar vermesini kolaylaştıracaktır.

İlk üç aydaki prenatal bakım var bilgilenme oldukça değerlidir. Çünkü bu dönemdeki duygusal değişikler ve bunların iş hayatı yada evdeki sorumluluklar ile dengelendirilmesi sık rastlanan bir sorundur . Bu dönemde bilgilendirici kitap ya da programlar ek olarak hekiminden sağladığı tıbbi bilgi kişinin güvenlik hissinde faydalı olacaktır. Böylece beslenmede dikkat edilecekler kafein, alkol, sigara gibi istenmeyen maddelerin tüketimi ek olarak proteinden zengin beslenme şemaları anne adayı tarafından özümsenecektir. Gebe takip kliniklerinin sağlayacağı gebelikte bilgilendirme programları hastalar için çok faydalı olacaktır. Tüm dünyada kadınlar istemediği doğum şekillerine zorlanmaktan rahatsız olmaktadır bu nedenle bu toplantıların amacı hastayı bilgilendirmek ancak kararı ona bırakmak yolunda olacaktır.

GEBELİKTE EĞER ANNE YA DA BEBEKTE ARTMIŞ RİSK VARSA

Mevcut gebelik,  yüksek riskli gebelik  rolarak adlandırılır. Eğer bir ön bulgu varasa ya da hastanın geçmişinde bir hikaye mevcutsa bu durumda hastanın yüksek riskli  Kabulu netleşir   ve gebelik takibinin konuya özelleşmiş yüksek riskli gebelikler uzmanı yani perinatolog   tarafından  değerlendirilmesi yada takibi  gerekir. Bu hasta   grubunda hekim hastasını  yakından bir diğer deyişle normal gebelerden daha sık takip etmeli ve olası  problemleri erkenden farkedebilmelidir. Bukoşullar annede veya bebekte olması muhtemel sorunlardır. Örnekleme yapmak  istersek erkendoğum, büyüme geriliği, preeklamsi, plesentada olabilecek problemler mevcut ise hasta  yüksek riskli grupta değerlendirilir. Fakat unutulmaması gereken yüksek riskli grupta anede  yada  bebekte mutlaka sorunla karşılaşacağımız anlamına  gelemez. Buna örnek ileri yaş gebelerde mutlaka yaş nedenli sorun yaşanacağı anlamına gelmez ama bu konuda uyarılmalıdır.

Annede gebelik  yada  gebelik öncesi dönemde tanı almış problemlerimiz  varsa aman dikkat!

  • Diabet yani şeker hastalığı
  • Geçirilmiş  kanser hikayesi
  • Yüksek kan basıncı yani hipertansiyon
  • Kronik böbrek hastalığı
  • Epilepsi (Sara)
  • Alkol,ilaç ,sigara bağımlılığı
  • 17 yaşından önce oluşan adelosan gebelik  yada  35yaşında sonar  elde edilmiş ileri yaş gebeliği
  • Çoğul gebelikler(ikiz,Üçüz)
  • 2 veya 3 den fazla düşükyada karnında ölmesi nedeniyle gebelik kaybı  hikayesine sahip olmak
  • Bebekte genetik bozukluk yada ihtimalinin olması olması (down sendromu gibi)
  • Bebekte anaormal yerleşimli organ problemi olması (kalp,böbrek,akciğer sorunu olması v.b.)
  • Bir önceki  gebekikte erken doğriskum,gebelik zehirlenmesi,eklamsi hikayesi
  • HIV, HepatitC,CMV,kızamık,rubella,toxoplasmosis veya sifiliz gibi iinfeksiyonlar olması

Annenin ilaç kullanımı  lityum, fenitoin(Dilantin),  Valproikasid(Depakene) yada  karbamazepin(Tegretol) gibi ilaç kullanımları bebeği risk altında tutabilir.

Annenin taşıdığı önemli sağlıksorunları doğumsal yada edinsel kalphastalığı,sickle cell anemi gibi genetik geçişli kansızlıklar  ,astım,sistemik lupus,romatoid artrit gibi gebeliğ iyüksek riskli hale getirebilir.

Yüksek riskli gebeliklerde hastaya verilecek en değerli bilgi Gebelik boyunca ne sıklıkta doktor kontrolünden geçmelisiniz? Sorusunun cevabıdır.SEVGİLİ GEBELER Yüksek riskli gebeliğe sahip iseniz mutlaka daha sık doktor  kontrolünden geçmelisiniz . Bebeğin büyümesinden emin olmak için daha sık ultrasonoğrafik kontrole girmelisiniz.Kan basıncı daha sık kontrol edilmeli  sık  olarak gebelik zehirlenmesinin en önemli bulgusu idrarda protein atılımı veya  idrar yolu enfeksiyonu ayırdedilmelidır.

Gebelik devam ederken doktorunuzdan gelen testlerde eğer beklenen bir genetiK  tarama  testlerinde risk mevcutsa özellikle 35 yaş üstündeyseniz yada daha evvel  lbir  genetiK bozukluğu olan gebelik hikayeniz mevcutsa mutlaka daha sık görüşme planlamalısınız.

Doktorunuzla  mutlaka doğumun nerede gerçekleşeceğinin  planladığını ve planlanan adresin anne ve bebek için güvenilir olup olmadığının konuşularak  açıklığa kavuşturulması gereklidir.Bazen bebeğin yada annenin hayatını riske eden bir durum oluşursa doğum erken planlanabilr.

Yüksek riskli  gebeliklere bu konuda eğitim almış bir hekim tarafından müdahale edimelidir.Buhekimlere yurtdışında maternal fetal specialist ülkemizde yüksek riskli gebelikler uzmanı  yada perinatolog ismi verilmektedir.

Anne adaylarından sıkça sorulan bir soruda

SAĞLIKLI BİR GEBELİK İÇİN NE YAPMALIYIM?

Anne adayının kendine yada bebeğine yapabileceğin en iyi destek düzenli kontrollerin sağlanması  ve tarama testlerinin zamanında gerçekleştirilmesidir.Sağlıklı beslenmeyi  hem  hekim tarafından hem hastanın kendi tarafından bilinçlendirilme yoluyla sağlanmalidir. Özellikle süt ,yogurt, peynir, taze meyve ,sebze ihtiyacı  belirlenmeli ve bilgilendirilmelidir.Ancak hastanın aşırı kilo artışı yada anneye ait diabet ,tansiyon  gibi ek hastalığa sahip olduğu özel  durumlarda diyette değişiklere gidilmelidir.Demir,balık yağı,vitamin gibi tüm ek destekler doctor tarafından reçete edilmelidir.Hastanın günlük aktivitesine yada iş hayatına doctor tarafından belirlenen destekler  yada gereğinde sınırlamalar sağlanmalıdır.Hastaların olduğu ortamlardan yada enfeksiyona uygun koşullardan korunulmalıdır.

HANGİ ŞİKAYETLERDE DOKTORA BİLGİ VERİLMELİDİR?

  • Bebek hareketleri anne tarafından gözlenmeli ve azalması durumunda hekim bilgilendirilmelidir
  • Annenin baygın yada bilinç durumunu bozan hallerde
  • Vajinal  kanamalarda
  • Doğum ağrılarının düzenli olarak başladığı hallerde
  • Suyun gelmesi yada amniotic sıvının vajindan  boşalması durumunda
  • Annenin tansiyonunda yükselme ani  vucutta  ödem artışı
  • Görme bozuklukları
  • Şiddetli baş ağrıları ve hipertansiyon
  • Ateş 38 Co ve üzerinde

 

Prof Dr Sevtap Hamdemir Kılıç

Prof Dr Sevtap Hamdemir Kılıç ve Tüp Bebek Ankara adres ve telefon bilgileri yukarıdaki gibidir. Eğer yukarıda yer alan Prof Dr Sevtap Hamdemir Kılıç ve Tüp Bebek Ankara bilgilerinde bir hata olduğunu düşünüyorsanız lütfen bizimle iletişime geçiniz.

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

Kapalı